13. Hukuk Dairesi 2016/23041 E. , 2019/11234 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

13. Hukuk Dairesi 2016/23041 E. , 2019/11234 K.


'İçtihat Metni'

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; davalı ile aralarında imzalanan 14.04.2011 tarihli sözleşme ile kendisi adına kayıtlı gayrimenkulün 259.840,58 TL değerle, karşılığında her biri 76.821,00 TL olan dairelerden dört adet verilmesi ve kalan borcun taksitle ödenmesi şartıyla davalıya devredileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının inşa ettiği iki daireyi 2014 fiyatları üzerinden 86.499 TL ve 87.201 TL üzerinden devretmek üzere kendisinin, temsilcisi ... Bankası'na yönlendirildiğini, iki dairenin teslimine ilişkin sözleşmeyi itiraz kaydı koyarak imzaladığını, kendisine daha sonra teslim edilecek iki dairenin fiyatlarının da 96.702,00 TL ve 95.346,00 TL olduğunun bildirildiğini, daire fiyatlarının sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmede taşınmazlar için KDV ödemesinin kendisi tarafından yapılacağı kararlaştırılmamışken kendisinden 1.737,00 TL KDV tahsil edildiğini, yine bankaya BSMV, enkaz bedeli ve konut sigortası olmak üzere toplam 2.923,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, 76.821,00 TL üzerinden taşınmazlarının kendisine teslimine, teslim aldığı iki konuta ilişkin imzaladığı sözleşmenin yok hükmünde sayılmasına ve haksız olarak ödediği toplam 4.660,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 64.381,68 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Eldeki davada davacı, davalı ile aralarında imzalanan 14.04.2011 tarihli sözleşme ile kendisi adına kayıtlı gayrimenkulün 259.840,58 TL değerle, karşılığında her biri 76.821,00 TL olan dairelerden dört adet verilmesi ve kalan borcun taksitle ödenmesi şartıyla davalıya devredileceğinin kararlaştırıldığını, davalının kararlaştırılan dairelerin fiyatlarını güncelleyerek kendisine devretmeye çalıştığını, yine devredilen iki daireye ilişkin 4.660,00 TL'nin kendisinden haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürerek, iki daire için imzalanan sözleşmenin yok hükmünde sayılmasına, sözleşme konusu dairelerin 76.821,00'şer TL üzerinden kendisine teslim edilmesine, iki dairenin teslimine ilişkin yapılan sözleşmenin yok hükmünde sayılmasına, kendisinden haksız olarak alınan 4.660,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Islah Kurumu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 176’ncı ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Islah, davacı veya davalının, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hâkimin onayına bağlı olmaksızın belli kurallar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmesini sağlayan bir usul hukuku kurumudur. Islahın yapılması bakımından kanunda bir sınırlama yapılmıştır. HMK'nın 176'ncı maddesinde (HUMK m.83), davanın her iki tarafının da yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; HMK’nın 177'nci maddesinde (HUMK m.84, 85) ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
6100 Sayılı HMK’nın 177/2 maddesinde; 'Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.' düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine 6100 Sayılı HMK’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Davacının eldeki davada, davalı ile yapılan sözleşme uyarınca dört adet taşınmazın 76.821,00 TL üzerinden kendisine teslim edilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından karar celsesinde, davayı ıslah ettikleri beyan edilerek ıslah harcı yatırılmış ise de, ıslah ile değiştirilen talep sonucu açıklanmamıştır. Bu durumda davacı tarafından yazılı veya sözlü olarak usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslah işleminin bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca, emredici nitelikteki anılan yasa hükümlerine aykırı olacak şekilde ıslah talebi dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda bir numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, iki numaralı bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2019 Yılı Kararları” sayfasına dön