16. Hukuk Dairesi 2015/11875 E. , 2018/363 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda ... Köyü çalışma alanında bulunan ve davacı ...'ın murisi adına kayıtlı eski 1082 parsel sayılı 14.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 122 ada 15 parsel sayılı ve 7.838,62 metrekare yüzölçümlü olarak, davalı ... adına kayıtlı eski 3473 ve 3480 parsel sayılı 5035 ve 3850 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, yeni 122 ada 17 ve 16 parsel sayılı ve 5.038,78 ve 3.898,52 metrekare yüzölçümlü olarak, davalılar murisi ... adına kayıtlı eski 3491 ve 3492 parsel sayılı 4100 ve 900 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, yeni 122 ada 14 ve 12 parsel sayılı ve 4.460,39 ve 933,02 metrekare yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir. Davacı ... taşınmazından eksilen yüzölçümünün davalılara ait taşınmazda kaldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve 'ada raporu' ile 'uygulama tutanağı ve haritasını' irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda mahkemece,uygulama kadastrosu ile tespit edilen hudutların zeminle bir uyumsuzluğunun bulunmadığı, bu nedenle hatalı bir işlem yapılmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yukarıda anlatıldığı gibi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi mahallinde icra edilen keşif neticesi alınan fen bilirkişi raporunda, krokide (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G), (H) ve (M) ile belirtilen alanların tesis kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmaz ile davalılara ait taşınmazlar arasında mükerrer olarak tespit edildiği, uygulama kadastrosu sırasında bu bölümlerin davacıya verilmediği için davacıya ait taşınmazın küçüldüğü ve dosyada bulunan tutanaklarda tespit tarihleri bulunmadığı için hangi parselin iptalinin gerektiğinin tespitinin yapılamadığı belirtilmiş olduğu halde mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca; mahkemece çekişmeli taşınmazlara ait arazi kadastrosu sırasında düzenlenen kadastro tutanakları, çekişmeli taşınmazlar ve komşularını gösterir arazi kadastro pafta haritası, arazi kadastrosuna ait ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları, uygulama kadastrosuna ait ada raporu getirtildikten sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, uyuşmazlığın mükerrer kadastrodan kaynaklandığı teyit edildiği takdirde, mükerrer olduğu ileri sürülen her bir taşınmazın tespit tarihi belirlendikten sonra mükerrer kadastro hükümlerine göre hangi taşınmazın veya taşınmazların mükerrer olan bölümlerinin tapu kaydının iptal edilmesi gerektiği tespit edilmeli, bundan sonra davacıya ait taşınmazın kadastrosu yapılan ilk taşınmaz olduğunun, başka bir ifade ile davalılara ait taşınmazların mükerrer olduğunun ve iptalinin gerektiğinin saptanması halinde uyuşmazlığın uygulama kadastrosuna ilişkin olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne, uygulama kadastrosunun iptaline, davacının taşınmazının tesis kadastrosu sınırları içinde kalan yüzölçümü ile davalılara ait taşınmazların ise mükerrer olan kısımlar çıkarıldıktan sonra kalan yüzölçümleri ile tapuya tesciline karar verilmeli, ancak davacıya ait taşınmazın kadastrosu yapılan ikinci taşınmaz olduğunun, başka bir ifade ile davacıya ait taşınmazın davalılara ait taşınmazlara mükerrer olduğunun ve iptalinin gerektiğinin saptanması halinde ise uyuşmazlığın uygulama kadastrosuna değil mülkiyete ilişkin olduğu ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önüne alınarak uygulama kadastrosuna yönelik davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, davacının mülkiyete yönelik talebi değerlendirilmek üzere görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
16. Hukuk Dairesi 2015/11875 E. , 2018/363 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 27 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 46 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 19 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 12 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 8 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 13 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 13 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat