16. Hukuk Dairesi 2016/10549 E. , 2019/4211 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

16. Hukuk Dairesi 2016/10549 E. , 2019/4211 K.


'İçtihat Metni'


MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL


Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... İlçesi Balaban Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 2 parsel sayılı 712,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, ifraz ve taksime dayalı olarak, ölü olduğu beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... oğlu ..., hibe ve tapu dışı satın almaya dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği düşünülse bile, dava konusu taşınmazın 712,23 metrekare olduğu, davalı ...'in yaptırdığı evin 16.03.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporuna göre 56,50 metrekare zemin üzerine oturduğu, harici satışa konu sözleşmenin bu ev olabileceği, bu ev dışında kalan kısımlarda tüm mirasçıların hak sahibi olduğu, davacı tarafından ise taşınmazın tamamına yönelik olarak dava açıldığı, tapu kayıtlarının yüzölçümü dikkate alındığında taşınmazın ifrazının kanunen mümkün bulunmadığı kabul edilmek sureti ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazda, tapu kaydına dayalı olarak kadastro tespiti yapılmış olup, esasen tapunun aidiyeti taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, taşınmazın kök muris ...'a ait iken, murisin 1960'lı yıllarda taşınmazı mirasçısı davalı ...'e hibe ettiğini ve ...'in de taşınmaz üzerindeki evi inşaa ettiğini, 04.11.1986 tarihinde ise taşınmazı kendisinin satın aldığını iddia etmiş; davalı ... de, 1960'lı yıllarda muris ...'ın 500 metrekarelik taşınmaz bölümünü ev yapması için davacıya bağışladığını, evi yaptıktan sonra da taşınmazı 04.11.1986 tarihinde yapılan satış sözleşmesi ile davacıya sattığını belirtmiştir. Bu beyan ve dosya kapsamı karşısında bu bölüm üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde düzenlenen koşulların davacı lehine gerçekleştiği anlaşıldığı gibi, esasen bu husus zımnen Mahkemenin de kabulündedir. Bu durum karşısında, ev ve önü olarak belirtilen 500 metrekarelik bölümün taşınmaza zilyed olan davacı tarafından fiilen
kullanıldığı anlaşıldığına göre, mahkemece 3402 sayılı Yasa'nın 15. maddesi dikkate alınmak suretiyle bu bölümün, evi de kapsayacak şekilde ifrazı ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, mahkemece hibe ve satın alma kabul edildiği halde, bu bölüm dışında kalan taşınmaz bölümü yönünden kök muris ...'ın mirasçıları adlarına miras payları oranında tescil kararı verilmemesi dahi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.











Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2019 Yılı Kararları” sayfasına dön