Takipte Yetkili Olunması Farklı Yerden Alınan İhtiyati Haczin İnfazını Mümkün Hale Getirmez


Menkul ve Gayrimenkul Haczi, Kıymet Takdiri ve Muhafazası, Yediemin İşlemleri, Haczi Kabil Olan ve Olmayan Mallar, İstihkak İddiaları, Hapis Hakkı Uygulamaları.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hepsihukuk
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 2277
Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
İletişim:

12. Hukuk Dairesi 2014/15303 E. , 2014/18354 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gebze İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2013
NUMARASI : 2013/881-2013/924

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 25.03.2014 tarih, 2014/5909-8716 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü

Kredi alacağına dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla takipte, yetki itirazının iptali istemi ile açılan davanın reddi üzerine dosyanın Gebze İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği, alacaklı, takibin önceki takibin devamı olduğundan bahisle ihtiyati haciz şerhinin kaldırılmaması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması, haciz ve satış taleplerinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemenin istemin reddi yönündeki kararının alacaklı tarafından temyizi üzerine Dairemizce, süresinde yetkili icra müdürlüğüne dosyasının gönderilmesi talep edildiğinden sözkonusu takibin yetkisiz yerde başlatılan takibin devamı olduğu ve itirazın iptalinin reddine ilişkin kararda ihtiyati haciz kararının kaldırılmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, borçlunun karar düzeltme isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.

İİK.nun 261. maddesi uyarınca alacaklı, mahkemeden aldığı ihtiyati haciz kararının infazını on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde istemek zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Somut olayda, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2010 tarih ve 2010/918 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı Kadıköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2010/24959 Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuştur. Borçluların yetkiye ve borca itirazı üzerine alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2013 tarih ve 2013/358 E-247 K. sayılı kararında Gebze İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra süresindeki taleple Gebze 3. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6044 Esas sayılı takip dosyasında takibe devam edildiği, alacaklı vekilinin haciz talebinin, ihtiyati haczin hükümsüz kaldığından bahisle icra müdürlüğünce reddedildiği görülmektedir.

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye göre, ihtiyati haciz kararının infazı kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra müdürlüğünden istenmek zorundadır. Borçluların yetki itirazının iptali isteminin ticaret mahkemesince reddi üzerine alacaklının HMK.nun 20.maddesine uygun şekilde takip dosyasının yetkili icra müdürlüğüne göndermesi nedeniyle Gebze 3.İcra Müdürlüğündeki takip yeni bir takip olmayıp, yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan takibin devamı niteliğinde ise de, bu husus İİK.nun 261.maddesine aykırı şekilde Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararının Gebze İcra Müdürlüğünde infazını mümkün hale getiremez. İtirazın iptali davasında ihtiyati haciz kararının kaldırılmamış olması da varılan sonucu değiştirmez. Zira, ihtiyati haciz kararının infazı ancak, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra müdürlüğünden istenebilir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece, alacaklının şikayetinin reddine karar verilmesi doğru olup, kararın onanması gerekirken Dairemizce bozulduğu anlaşılmakla, borçluların karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Borçluların karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25/03/2014 tarih ve 2014/5909 E.-8716 K. sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.



İcra dairelerinin numaralandırılması görev ve yetki ile ilgili olmayıp tamamen işbölümüne yönelik bir düzenleme olduğundan birden fazla icra dairesi bulunan aynı yerde ihtiyati haciz ile esas takibe farklı dairelerde başlanması halinde bunların birleştirilebileceğine değinilmiştir. Bu cümleden yola çıkarak aynı mahalde olmayıp görev ve yetki bakımından farklı yerlerde yani ihtiyati hacze farklı bir il/ilçede takibe farklı bir il/ilçede geçilmesi halinde birleştirme işleminin yapılamayacağı. Bilindiği üzere yetkisizlik kararına icra müdürlüğünce resen karar verilerek dosyalar farklı il veya ilçelere gönderilemez, yetkisizlik konusunda karar verme yetkisi mahkemelerdedir.



T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2011/13949
KARAR NO : 2012/472 Y A R G I T A Y İ L A M I



Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

İİK.nun 261.maddesi uyarınca alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çerçevesindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Somut olayda, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.04.2010 tarih ve 2010/457 Değişik iş.sayılı ihtiyati haciz kararının infazı, 10.05.2010 tarihinde İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2010/9163 Es.sayılı takip dosyasından süresi içinde istenmiştir. Bilahare asıl takibe bu dosya üzerinden geçmek yerine sehven İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2010/10666 Es.sayılı takip dosyası ile geçilmiş ise de, sonra açılan takip ilk takip dosyası ile birleştirildiğinden ihtiyati haciz hükümsüz kalmamıştır. Zira İİK.nun 1.maddesinde, her asliye mahkemesinin yargı çerçevesinde yeteri kadar icra dairesi bulunur. 4.maddesinde ise (....iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin kurulabileceği, bu durumda icra mahkemesi dairelerinin numaralandırılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

Birden ziyade asliye mahkemesi olan yerlerde, Adalet Bakanlığı icra dairelerini bir arada bulundurmaya ve aynı icra mahkemesine bağlamaya yetkilidir. İcra dairelerinin numaralandırılması görev ve yetki ile ilgili olmayıp tamamen işbölümüne yönelik bir düzenlemedir. Bu itibarla ihtiyati haczin süresinde takibe konulduğu hususu gözardı edilerek ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına yönelik 24.5.2010 tarihli icra dairesi kararına karşı yapılan şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Tamamlama merasimi ihtiyati haczin infaza konulduğu dosya üzerinden olur, birleştirme yapılması gerekse dahi ihtiyati haciz dosyası yetkili yerde bulunan dosyaya gelmez tam tersine yetkili yerde olan dosyanın ihtiyati haciz dosyasına gelip tamamlama merasimi kapsamında işlem yapılması gerekir. Ancak yinede şahsi görüşüm farklı il veya ilçelerdeki dosya birleştirme işlemlerinin icra müdürlüklerinin yetkisini aştığını düşünüyorum.


12. Hukuk Dairesi 2011/16936 E. , 2012/2489 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/02/2011
NUMARASI : 2009/774-2011/228

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

İİK'nun 261. maddesi uyarınca alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar. İİK'nun 264. maddesi ise, ihtiyati haczi tamamlayan merasimi düzenlemektedir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; "Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan önce ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı, haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmış ise, haciz zabıt varakasının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecburdur.

Somut olayda alacaklının 24.3.2009 tarihinde İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2009/9448 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığı, takip harcının 2.4.2009 tarihinde yatırıldığı, ancak ihtiyati haciz kararının Kadıköy 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2009/870 D.İş sayılı dosyası üzerinden 30.3.2009 tarihinde alınıp Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6403 Esas sayılı dosya üzerinden 31.3.2009 tarihinde haciz yapıldığı, haciz sırasında şikayetçi borçlunun icra kefili olduğu görülmektedir. Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takibin İİK'nun 264/1. maddesinde yazılı sürede başlatılmadığı, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nce 2009/9448 Esas sayılı icra dosyası ile Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü dosyasının birleştirilmesine karar verilip, dosya Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'ne gönderilmiş ve bu dosya üzerinden şikayetçi icra kefiline icra emri ile ödeme emrinin borçlu şirkete ise, ödeme emri gönderilmesine 7.5.2009 tarihinde karar verilmiştir.

Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'nce ihtiyati haciz kararının infazından itibaren İİK'nun 264/1. maddesi uyarınca aynı icra müdürlüğünde takibe geçilmediğinden ihtiyati haciz kararı hükümsüz kalmış olup, İstanbul 12. İcra Müdürlğü'nde başlatılan konusu ve tarafları aynı olan takibin, Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'ndeki takiple birleştirilmesi kararı İİK'nun 264/1 maddesinde yazılı süreden sonra verildiği için hükümsüz kalan ihtiyati haczi geçerli hale getirmez.

İİK'nun 38. maddesi uyarınca icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Ancak usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi hakkında takip yapılan asıl borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi, borç miktarının kesinleşmemesi halinde de kefil hakkındaki takibin devamı mümkün değildir.Somut olayda asıl borçluya haciz ödeme emri tebliğ edilip, takip kesinleştirilmeden icra kefiline icra emri gönderilemeyeceği gibi, takip talepnamesinde borçlu olarak gösterilmeyen bu şahsa ödeme emri gönderilmesi de olanaklı değildir. Mahkemece şikayetçiye gönderilen ödeme emrinin ve icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu olumsuz karar verilmemesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 07/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Haciz ve Kıymet Takdiri” sayfasına dön