17. Hukuk Dairesi 2016/11978 E. , 2019/5572 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki bedensel zarar nedeniyle açılan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalı ...’ın maliki olduğu, diğer davalı ...’ün sevk ve idaresindeki taksi ile müvekkili davacı ...’nün sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu 16/07/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, çok sayıda ameliyat geçirdiğini ve malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalı ... tarafından müvekkiline 02/10/2013 tarihinde 129.939,00-TL ödeme yapıldığını beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak hesaplanacak maddi tazminatın davalı ...’ndan, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davacıya 129.939,00-TL ödeme yapıldığını ve başka alacakları kalmadığına dair ibraname alındığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, aracın işleteninin ...
olduğunu, kazaya karışan araç her ne kadar da trafik sicilinde müvekkili üzerine kayıtlı ise de ... 2007 yılında galerici ... ile aracını başka bir araç ile takas yaptığını, ... 'ın aracı galerici ...,... 'ün de aracı başkasına sattığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; talep edilen manevi tazminat miktarının çok fazla olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının davasının manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 60.000,00-TL manevi tazminata kaza tarihi olan 16/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının davasının maddi tazminat yönünden kabulü ile 171.166,62-TL maddi tazminatın 1.000,00-TL'sine dava tarihi olan 01/04/2014, geriye kalan 170.166,62-TL'ye ise ıslah tarihi olan 13/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsil edilerek davacıya verilmesine, (Davalı sigorta şirketi poliçe üst sınırı olan 95.061,00 TL'sinden sorumlu olmak üzere), dair verilen karar davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı
erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise, bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK'nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK'nun 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK'nun 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararının hüküm fıkrası birbiriyle uyumludur. Ne var ki; yerel mahkemece, hükmün gerekçe kısmında maddi tazminattan sorumlu olan davalı ... Hesabının 95.061,91 TL’den sorumlu olduğu belirtildikten sonra, hükmün B bendinde 171.116,62 TL maddi tazminatın 1.000,00-TL'sine dava tarihi olan 01/04/2014, geriye kalan 170.166,62-TL'ye ise ıslah tarihi olan 13/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine hükmedildikten sonra yine aynı bentte davalı sigorta şirketi poliçe üst sınırı olan 95.061,00 TL’den sorumlu tutulmak üzere hüküm tesis edildiği görülmektedir. Bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında uyumsuzluk oluştuğu ve bu hususun hükmü çelişkili hale getirdiği, hükmün bu haliyle
infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu açıktır.
Bu durumda mahkemece, taraflara yükletilen ödevlerin ve bahsedilen hakların hiçbir kuşku ve tereddüt gerektirmeyecek şekilde çok açık ve icra (infaz) edilebilir nitelikte hüküm kurulmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesi gereğince trafik sigortacısının zarar giderim yükümlülüğünün sigorta limiti dahilinde olduğu belirtilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinde ise sayılan hallerde sigortacıların bu yükümlülüğünün teminat limitlerine kadar ... tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. ... ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı limit dahilinde zararı gidermekle sorumlu olduğundan yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumludur. Yine ... ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının manevi tazminattan dolayı sorumluluğu yoktur. Zarar miktarının limiti geçmesi ya da hükmedilen tazminatın bir kısmının manevi tazminat olması halinde ... ve trafik sigortacısı hükmedilen maddi tazminat miktarına ilişkin yargılama giderlerinin tamamından değil sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumludur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda mahkemece sadece ... yönünden maddi tazminata hükmedildiği halde davacı için toplam 171.166,62 TL tazminata hükmedilip daha sonra Güvence Hesabının 95.061,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulması, yargılama giderlerinin de 171.166,62 TL üzerinden hesaplanması hükmün infazında tereddütlere sebep olacaktır.
Bu durumda mahkemece, davalı ... aleyhine hükmedilen 95.061,00 TL üzerinden oranlama yapılarak hesaplanan yargılama giderlerinden (vekalet ücreti, harç ve masraflar) sorumlu tutulması ve kararda bu miktarların açıkça gösterilmesi gerekirken, yazılı şekilde aleyhine verilen miktar aşılmak ve hükmedilen manevi tazminat miktarı da dahil edilmek suretiyle harç ve yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ... vekili, davalının kazaya karışan aracını, kazadan önce 2007 yılında dava dışı ... adlı galericiye haricen satıp teslim ettiğini, galerici tarafından aracın ... isimli başka bir galericiye satıldığı, ...’ün satış yetkisine sahip olabilmesi için Düziçi Noterliği’nin 24.02.2007 tarih ve ... yevmiye no’lu vekaletname verdiğini kaza yapan ...’e de ... tarafından aracın satıldığını, kişinin kaza yaptığını, davalının araç işleteni sıfatı bulunmadığını savunmuş; bu hususu ispat bakımından davalının aracın satış ve sigorta poliçelerini düzenletme de dahil her türlü işlemlerini yapabilmesi için kazadan önce (24.02.2007) verdiği vekaletnameyi sunmuştur. Mahkeme tarafından, kaza tarihi itibariyle kayıt maliki olan davalı ...’ın işleten sıfatıyla zarardan sorumluluğuna hükmedilmiştir.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan
kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Diğer yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. maddesi gereğince, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, bu tür araçların gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri amaçla kendisine bırakıldığı durumlarda, aracın fiili hakimiyetlerinde bulunduğu zamanda sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumludur. Bu madde uyarınca galericinin gerçek işleten malik yerine farazi işleten olarak sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki eylemsel egemenliğin kesin biçimde bu yere geçtiğinin ortaya konulması gerekmekte olup, Hukuk Genel Kurulu'nun 06.05.2015 tarih, ... Esas ve 2015/1302 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, bu eylemsel egemenliğin geçişi de aracın satışı için verilmiş özel vekaletname ve aracın galeriye teslim edildiğine dair yazılı herhangi bir belge ile ispat edilebilecektir.
Somut olayda; davalı ... tarafından araç satış yetkisini içeren vekaletnamenin kazadan önce verildiği, davalının verdiği bu vekaletnamenin kaza yapan araç için verilmiş özel vekaletname olduğu görülmektedir. Anılan hususlar birlikte gözetildiğinde; davalı ...’ın işleten sıfatı yönünden mahkemece yapılan değerlendirmeler eksik olmuştur.
O halde mahkemece; galericilik yapan dava dışı ... adlı kişiye davalı tarafından araç satışı için kazadan önce verilen özel vekaletnamenin tarihi ile bu kişinin aracı kazadan önce ... adlı kişiye haricen sattığı tarihin, galericilik yapan ...,... ’ün ticari defter ve kayıtları da incelenmek, harici satış sözleşmeleri varsa getirtilmek suretiyle davalı ...’ın araç işleteni sıfatının bulunduğu zamanda davaya konu kazanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi
ve oluşacak sonuca göre davalının sorumluluğunun saptanması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle ve re’sen gözetilen sebeplerle, davalı ... vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'a geri verilmesine 06/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi 2016/11978 E. , 2019/5572 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 7 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen İctihat
-
- 0 Cevaplar
- 34 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 42 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 21 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 17 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat