20. Hukuk Dairesi 2016/10910 E. , 2019/2176 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili, davacılar ... mirasçılarından ... ve ... ile ... mirasçılarından ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... ve ... vekili tarafından 11.07.1974 tarihinde Hazine ve ... Nahiyesi köy muhtarlığı aleyhine açılan davada; nizasız fasılasız malik sıfatı ile tasarruf edilen dilekçede hudutları bildirilen 11.000 m2 ve 8000 m2'lik taşınmazların halen sağ olan babaları ...'dan 25.03.1970 tarih ve 04473 sayılı resen gayrimenkul hibe mukavelesi ile davacılara intikal ettiği ileri sürülerek davacılar adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunulmuş, davacı yanca davaya dahil edilen ... Yönetimince taşınmazların ... vasfı ile Hazine adına tescilini talep edilmiştir.
Davalı sıfatında müdahil olarak davaya katılan ... söz konusu gayrimenkullerin kendi zilyetliğinde olduğunu, davacılara hibe etmesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 15.04.1974 gün ve 1974/1945 E. - 364 K. sayılı karar ile davacılar ile babaları arasında bağış senedi yapılmış ise de zilyetliğin devredilmediği bu nedenle davacıların tescil talep edebilmeleri için gerekli olan Medeni Kanunun 639. maddesinde gösterilen şartların tamam olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacıların davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.12.1976 gün ve 1976/5254 E. - 10494 K. sayılı kararı ile dosyada tarafların baba evlat oldukları ve birlikte tasarruf ettiklerinin şahadetle tespit edildiği bu nedenle teslimsiz iktisap hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek hüküm davacılar lehine bozulmuştur.
Bozma ilamına uyulması sonrasında yapılan yargılama sırasında ...vekili 31.3.1977 tarihli dilekçe ile; dava konusu gayrimenkulün bir kısmının 22.05.1974 tarihli sözleşme ile ... tarafından müvekkiline intikal ve zilyetliğinin teslim edildiğini, o tarihten bu yana müvekkilinin taşınmazın nizasız ve fasılasız zilyedi olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi istemiyle davaya müdahil olmuştur.
Yörede yapılan kadastro sırasında ... köyü eski 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397 ve 398 sayılı parsellerin ... 3. Asliye Hukuk Hakimliğinin 1974/1945 Esas sayılı dosyasında tescil istemi ile dava açıldığından maliklerinin mahkemece tayin edilmek üzere mülkiyet tablolarının boş bırakıldığının belirlenmesi üzerine mahkemenin 20/10/1977 gün ve 1977/139-851 E-K. sayılı ilamıyla dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Hazine vekili taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Müdahil gerçek kişiler ise taşınmazların kendilerine ait olduğunu ileri sürerek adlarına tescili talebiyle davaya müdahil olmuştur.
... Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 20/09/1989 tarih ve 1977/36 E. - 181 K. sayılı karar ile 398 sayılı parselin Hazine adına, diğer parsellerin kararda gösterilen müdahil davacılar adına tapuya tesciline, davacılar ... ve ...’in davalarının reddine, müdahil davacı ...'in davasının reddine, adı geçenin tazminat ve diğer hukuki haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, müdahil davacı ... ve ... Yönetimi ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 04/12/1990 gün ve 1989/15721-16757 sayılı ilamı: ' Çekişmeli parsellerin öncesinde ...'a ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacılar ... ve ... bir bütün olan bu taşınmazların maliki tarafından kendilerine bağışlandığını, taşınmazların zilliyetliğinin devir ve teslim edildiğini, ... Yönetimi hariç diğer müdahil davacılar ise bir bütün olan taşınmazın parsellenmek suretiyle malik tarafından ayrı ayrı kendilerine satıldığını ve zilliyetliğinin kendilerine teslim edildiğini ileri sürmüşlerdir.
Davacılar tarafından açılan tescil davasının reddine karar verilmiş, yerel mahkeme kararı davacıların temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30/12/1976 günlü kararı ile davacılar yararına bozmuş ve mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Müdahil davacılar bozma kararından sonra davaya katılmışlar ve satın almaya ve zilyetliğe dayanarak bozma kararından sonra davaya katıldıklarına göre bozma kararının onlar yönünden usuli müktesep hak oluşturduğundan söz edilemez. Davacıların dayandığı ... 1. Noterliğinde düzenlenen 25/03/1970 günlü 4473 sayılı noter senedi BK. 240 maddesinde ön görülen tenfizi bağışlayanın ölümüne bağlı hibe akti şeklindedir. Bozmadan sonra ve yargılamamın devamı sırasında müdahil olarak katılan davacılar tarafından 18/01/1975 tarihli sözleşme ibraz edilmiştir. Bu sözleşmenin 3. maddesinde bağışlayan ...'ın noter sözleşmesi ile yapılan hibeden rücu ettiği ve lehlerine bağış yapılan ... ve ... hibeden rücuya muvafakat ettikleri ...'ın tapusuz taşınmazları parselleyerek müdahil davacılara satmış ve taşınmazların zilyetliklerini devretmiş olması karşısında davacılar ... ve ...'in temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Müdahil davacı ... ...'dan yer satın aldığını ileri sürerek davaya katılmış ve bu konuda noter senedi ibraz etmiş ise de; müdahil davacıya satılan yerin daha önce malik tarafından başkalarına satıldığı ve zilyetliğin devredildiği sabit olmakla müdahil davacı ...'in de itirazları yerinde değildir.
Çekişmeli parsellerin kesinleşen ... tahdidi dışında kaldığı ve ... sayılmayan yer niteliğinde bulunduğu, bilirkişi raporunda anlaşıldığından davaya konu 398 sayılı parsel hariç diğer parseller yönünden malik ... ile müdahil davacılar yararına zilyetlik ile mülk edinme şartlarının oluştuğu sabit olmakla müdahil davacı ... Yönetimi ile Hazinenin temyiz itirazlarının reddi' ile kararın onanmasına karar verilmiş, kararın düzeltilmesi talebi ise aynı dairenin 13.05.1991 gün ve 1991/5243-7275 E. K. sayılı ilamı reddedilmekle hüküm kesinleşmiştir.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... ve ... vekili ... Kadastro Mahkemesine sunduğu 11/02/2004 havale tarihli dilekçesi ile; mahkemenin 1977/36 Esas, 1989/181 Karar sayılı ilamının kesinleşmesinden yıllar sonra varlığı öğrenilen ve yeni ele geçirilmiş olan 25.03.1973 tarih 00574 yevmiye nolu mukavelenin feshine ilişkin noter senedinin ve diğer belgelerin, evvelce verilmiş olan hükmü etkileyebilecek nitelikte olduğunu, aynı dosyaya ilişkin Hazine tarafından açılan yargılamanın iadesi davasının da halen derdest olduğunu, müvekkilleri tarafından yeni ele geçirilen delil ve belgelere göre yargılamanın iadesi sebep ve davasında yargılama yapıldığı takdirde karşı tarafların adlarına tescil kararı verilen gayrimenkullerdeki iktisaplarının geçerli olmayarak hukuki sonuç doğurmayacağını ileri sürerek HUMK'nın 445. vd. maddeleri uyarınca iade-i muhakeme yolu ile önceki hükmün ortadan kaldırılarak, dava konusu taşınmazların müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
... Kadastro Mahkemesince dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli ... Kadastro Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosya ... Kadastro Mahkemesinin 2011/98 Esas sırasına kaydedilmiş, davanın yapılan yargılaması sırasında 2013 yılında ise ... Kadastro Mahkemesinin kapatılmasıyla dosya yeniden ... Kadastro Mahkemesine devredilerek mahkemenin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verilen mahkemenin 2013/257 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise; Hazine vekilince ... Kadastro Mahkemesine sunulan 20.08.1991 tarihli dilekçe ile; mahkemenin 1977/36 Esas- 1989/181 Karar sayılı dosyasında dava konusu edilen taşınmazların ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/876 Esas- 1952/411 Karar sayılı kararı ile iş bu dava konusu parsellerin tamamının ... vasfında olduğunun saptandığı ve kararın kesinleştiği, yine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/1972 tarih ve 1970/198 E.-1269 K. sayılı kararı ile dava konusu parseller hakkında yukarıda belirtilen mahkeme kararın kesin hüküm oluşturması, ... niteliğinde olduğunun tespit edilmiş olması ve davacının müşterek muristen kaldığını ispat edememesi nedeniyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1967/353 E. - 701 K. sayılı kararı ile tescil edilen yerin tapulu olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararların birbirine çelişik olması nedeniyle talebe konu mahkeme kararının 398 parsel dışındakilerin kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği,
... Kadastro Mahkemesinin 18/02/1992 tarih ve 1991/3076 E. -1287 K. sayılı kararı ile 977/36 Esas sayılı dosyadaki davanın görüldüğü aşamada kadastro mahkemesinin önceki davalardan haberdar bulunduğu, bu durumda kurulan hükmün yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılmayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği, hükmün davacı ve müdahil davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.05.1996 gün ve 1996/4190 E. - 6869 K. sayılı kararı ile '...Bu dava aşamasında, evvelce görülen ve sonuçlandırılan dosyalar getirtilip incelenmiş ise de, mahkeme anılan davaların eldeki dava ile bir ilişkisi bulunup bulunmadığı, davaya etkisi olup olmadığı üzerinde durulmamış, kararlar tartışılmamış; mevcudiyetlerine rağmen benimsendikleri yolunda bir gerekçeye yer verilmemiş, böylece, birbiriyle çelişik kararların varlığı durumu ortaya çıkmıştır. Davanın amacı son kararın iptali suretiyle çelişkinin giderilmesini sağlamaya yöneliktir. yargılamanın iadesini düzenleyen yasal kuralların hiç biri, mükerrer hüküm kurulurken mahkemenin önceki karardan haberdar olup olmadığı hususunun araştırılması, böyle bir durum söz konusu ise, sonraki hükme değer verileceği veya bu halde sonraki hükmün iptal edilemeyeceği biçiminde yorumlanmasına elverişli değildir. Yasa koyucu kesin hükmün varlığı halinde, sonraki mütenakız hükmün mutlak surette iptal edileceği kuralını çok açık bir şekilde vazetmiş; o kadar ki, çelişkinin saptanması ile de yetinilmesini öngörerek, herhangi bir biçimde yapılacak başka bir tetkikatı dahi yasaklamıştır. Mahkemece yapılacak iş, olayda taraf, konu ve hukuki sebep bakımından birlik olup olmadığını tesbitten ibaret olup, bunun varlığının saptanması durumunda talebi kabul etmekten ibarettir. Mahkemece bu koşulların gerçekleştiği saptanmış ve kabul edilmiş bulunduğuna göre, talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddinde isabet görülmemiştir….' gerekçesiyle bozulduğu, davalı ...'in kararın düzeltilmesi talebinin ise reddine karar verildiği, mahkemenin 2002/22 E, 2002/38 K. sayılı ilamı ile dosyanın ... ilçesinde adliye teşkilatının kurulması nedeniyle ... Kadastro Mahkemesine gönderdiği, ... Kadastro Mahkemesinin ise bozma kararına karşı 04/05/2005 gün ve 2003/7 E. - 3 K. sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesine karar verildiği, hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2006 tarih ve 2006/20-711 E. 2006/139 K. Sayılı ilamı ile; '...kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece, yargılamanın yenilenmesi sebebinin mevcut olup olmadığı resen araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda mahkeme, ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebebinin doğru olmadığı sonucuna varırsa yargılamanın yenilenmesi talebini reddeder. Somut olayda kesin hüküm olduğu ileri sürülen dosyalar, dava konusu yerler kadastro görmeden önce
karara bağlanıp, kesinleştiklerinden; öncelikle aynı yerlere ilişkin olup olmadıkları yönünden araştırma, soruşturma ve uygulama yapılmalı, ondan sonra yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında bir sonuca varılmalıdır. Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda yapılacak araştırma sonucunda yargılamanın yenilenmesi talebi yerinde görülmezse reddedilmeli; aksi halde HUMK'nın 445/10 maddesi hükmü ile birlikte, anılan kanunun 450/son maddesi hükmü de dikkate alınarak bir karar verilmesi yoluna gidilmelidir...' denilerek davacı Hazine ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının, özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HMUK'nın 429. maddesi gereğince bozulmasına karar verildiği,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu bozma kararına karşı bir kısım davalıların karar düzeltme talebinde bulundukları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 gün ve 2011/20-411 E., 2011/510 Karar sayılı ilamı ile '...Eldeki dava yargılamanın yenilenmesi istemli olmakla, bu talebe dayanak alınan dava dosyaları ayrı ayrı ele alınarak; karar düzeltme istemi değerlendirilmiştir.
1- ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.1952 gün ve 1951/876 E., 1952/411 K. sayılı hükmü yönünden yapılan incelemede; yargılamanın iadesi talebinde bulunan Hazine talebine dayanak olarak gösterdiği dosyada taraf olarak yer almamıştır. O nedenledir ki, anılan dosyada verilen hüküm Hazine hakkında kesin hüküm oluşturmayacağından, bu dosyaya dayanak yargılamanın iadesinde bulunması da olanaklı değildir. Açıklanan nedenlerle bu yöne ilişkin direnme kararı usul ve kanuna uygun olup, kararın bu değişik gerekçe ile onanması gerekirken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2006 gün ve 2006/711 E. 2006/739 K. sayılı kararıyla bozulduğu anlaşıldığından, anılan bozma kararının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/05/1952 gün ve 1951/876 E. 1952/411 K. sayılı dosyanın değerlendirilmesine ilişkin direnme kararının bozulmasına ilişkin bölümün kaldırılarak, direnme kararının açıklanan bu yön itibariyle onanmasına,
2-... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/1972 gün ve 1970/198-1269 sayılı hükmü ile ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 12/09/1967 gün ve 1967/353-701 sayılı hükmü yönünden yapılan değerlendirmesi ise, düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurulu ilamında gösterilen gerektirici nedenlere ve özellikle de, her ne kadar özel daire bozmasında mahkemece yapılacak araştırma sonucunda, yargılamanın iadesine konu olan dosyalardaki taşınmazların aynı taşınmazlar olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ibaresi yer almış ise de, Hukuk Genel Kurulu kararında açıkça taşınmazların aynı taşınmaz olduğunun anlaşılmasından sonra, HMUK'nın 445/10. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, bundan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğine işaretle yerel mahkeme kararının bozulduğunun belirgin olmasına göre, HMUK'nın 440. maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin reddine...' karar verildiği,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda ... Kadastro Mahkemesince dosyanın 2011/98 Esasına kaydının yapıldığı, 2013 yılında ise ... Kadastro Mahkemesinin kapatılmasıyla dosyanın yeniden ... Kadastro Mahkemesine devredildiği ve 2013/256 Esasına kaydedilen davanın eldeki dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Hazine vekilinin dayandığı ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 12/09/1967 gün ve 1967/353-701 Esas-Karar sayılı kararının dava konusunu oluşturan 390 parsel sayılı taşınmazın yargılamanın yenilenmesi istemine konu çekişme konusu taşınmazlardan olmadığı, bu itibarla dava dosyasının kesin hüküm teşkil etmediği, dayanak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/198-1972/1269 E-K sayılı ilamına konu çekişme konusu taşınmazların ise yargılamanın yenilenmesi istemine konu dava dosyasının konusunu teşkil eden 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı ve Hazinenin de davalı sıfatı ile yargılamada yer aldığı anlaşılmakta ise de; dayanak dava dosyasında davacı yanın davalı taşınmazların murisleri Derviş ...'den mirasçılarına intikal eden yerlerden olması nedeniyle veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesi istemi ile davasını açmış olduğu, mahkemece de ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/05/1952 tarih ve 1951/876 Esas-952/411 Kararı ile
kesin hüküm oluştuğu ile kısmen çekişmeli yerin tapulu olup, tapu iptal edilmeden senetsizden tapu alınamayacağı, ayrıca bu yerin ... vasfında olduğu tespit edildiği nedenleriyle davacının davasının reddine karar verildiği, ancak ... vasfında olduğu belirtilen kısımlara ilişkin sınırları ve yüzölçümlerine ilişkin hüküm tesis etmediği, genel ifadeyle durum tespiti yaptığı, bu haliyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile Hazinenin bu dosyaya dayanarak yargılamanın iadesinde bulunmasının usul ve kanunlara uygun bulunmadığı,
Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... ve ... yönünden ise davacılar vekilinin istemine dayanak teşkil eden 09/01/1973 tarih ve 574 sayılı 'Mukavelenin Feshi' başlıklı belgenin davalı parsel yönünden tescil hükmüne dayanak teşkil eden sözleşme ve belgelerin geçerliliğini etkilemeyeceği, bu itibarla yargılama sırasında elde edilmesi halinde de hükme bir etkisinin olmayacağı, ayrıca davacıların noterde düzenlenmiş sözü geçen belgenin varlığına lehine hüküm verilen kişilerin eyleminden dolayı elde edilemediğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile kişiler yönünden de yargılamanın yenilenmesi koşullarının bulunmadığı belirtilerek istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm yargılamanın iadesini talep eden davalı Hazine vekili, davacılar ... mirasçılarından ... ve ... ile ... mirasçılarından ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine 01/04/2019 günü oy birliği ile karar verildi.
20. Hukuk Dairesi 2016/10910 E. , 2019/2176 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 19 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 18 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 36 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 30 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 24 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat