Alacaklının İhaleden Sonra Satış ve Paylaştırma Giderlerinden Feragat Edebileceği


İcra ve İflas Hukukunda İhale İşlemleri, Sıra Cetveli ve Paraların Paylaştırılması, İhale Bedelinin Nemalandırılması, İhalenin Feshi
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hepsihukuk
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 2280
Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
İletişim:

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No : 2021/12-311
Karar No : 2023/173



Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Borçlu vekili; müvekkili aleyhine . 13. İcra Müdürlüğünün 2017/1923 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde hacizedilen menkullerin . 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2.8 Talimat sayılı dosyasında 09.06.2017 tarihinde alacaklıya ihale edildiğini, menkullerin muhammen bedelinin 281.860,00 TL, ihale bedelinin ise 141.930,00 TL olduğunu, satış masrafları 1.465,70 TL olduğundan ihale bedelinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 115 inci maddesinde yazılı şartları karşılamadığını, satış ilanının yurt genelinde yayımlanan tirajı 50.000 üstünde olan gazete ile ilan edilmesi gerekirken ihaleden sadece altı gün önce yerel gazetede ilan edildiğini, bu nedenle elektronik ortamda on gün önce teklif verilebilmesi imkânının da ortadan kaldırdığını, satış ilanının haciz alacaklılarına tebliğ edilmediğini, ihaleye başlarken elektronik ortamda verilmiş bir teklif olup olmadığı hususunun ihale tutanağına yazılmadığını, ihale tutanağının “kalabalık bir grup olmasına rağmen satışa yalnızca alacaklı vekili iştirak etti… Bu arada bir kişi telefon ile video çekimi yaptı” şeklinde olduğunu, şifahen edindikleri bilgilere göre bir kısım kişilerin ihaleye katılmaktan caydırıldığını ve ihaleye fesat karıştırıldığı yönünde bir kısım bilgilerin taraflarına ulaştığını, bu konuda tanık bildirme haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Alacaklı vekili; ihale bedelinin, muhammen bedelin %50’si ile satış masrafları toplamını karşıladığını, menkullerin niteliği ve değerine göre tirajı 50.000 üstünde olan bir gazetede yayımlanmasına gerek olmadığını, elektronik ortamda yapılan ilan ile on günlük teklif süresinin verildiğini, borçlunun diğer haciz alacaklılarına satış ilanı tebliğ edilmediği hususunu ileri süremeyeceğini, ihale esnasında öncelikle elektronik ortamda verilen tekliflere ilişkin UYAP sisteminden rapor alındığını ve bu raporun okunarak ihaleye başlandığı hususunun ihale tutanağında belirtildiğini, borçlunun iddialarının yerinde olmayıp ihaleye katılmaya engel bir durum bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2017 tarihli ve 2017/565 Esas, 2017/1115 Karar sayılı kararı ile; 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca menkul satışlarında ilanın zorunlu unsur olmadığı, elektronik ortamda ilanın yapıldığı, ihaleye fesat karıştırıldığına yönelik iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu, ancak talimat dosyasında 834,50 TL ilan masrafı, 73,60 TL haciz yolluğu, 80,00 TL taşıma hizmeti, 60,00 TL ATGV ücreti, 44,00 TL tebligat masrafı ile 153,00 TL haciz tutanağında yer alan masraf yapıldığı, muhammen bedel gözetildiğinde ihale bedelinin 142.175,70 TL’yi bulması gerekirken 141.930,00 TL bedelle yapılan ihalenin 2004 sayılı Kanun'un 115 inci maddesindeki şartları karşılamadığı, her şikâyetin açıldığı tarihteki koşullara göre incelenmesi gerektiğinden alacaklı vekilinin satış masraflarından feragate ilişkin beyanının dikkate alınmadığı gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2018/241 Esas, 2018/1150 Karar sayılı kararı ile; somut olayda borçlunun ihalenin feshini talep ettikten sonra alacaklının satış için yapmış olduğu masraflardan feragat ettiği, feragatin 2004 sayılı Kanun'un 129 uncu (doğrusu 115 inci) maddesinden neşet eden fesih sebebini hükümden düşürebilmesi için ihaleden önce yapılmasının zorunlu olduğu, olağan koşullarda fesih nedeni olan bir olgunun daha sonra feragatle sebep olmaktan çıkartılmasının sürpriz işlem yasağının da ihlaline sebep olacağı, satış masraflarından feragat etmenin istinaf edenin aleyhine gibi görünse de feragatin ikinci bir ihalenin nesnel koşullarda gerçekleşmesini önlediği, sonuçta lehine etki ve sonuçlar doğuran bir olgu olduğu, dolayısıyla feragati zaman açısından sınırlayarak etkisiz ve geçersiz kılan ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, ancak masraf kalemleri ile miktarları konusunda mahkeme kararı ile taraf iddialarının örtüşmediği, alacaklının yapmış olduğu masrafların gerçek ve doğruluğunun sınanması ve sair ihale sebeplerinin değerlendirilmesi için iadesi gerektiği gerekçesiyle istinaf talebinin kısmen kabulü ile alacaklı vekilin satış masrafından feragate ilişkin istinaf sebebi yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, satış masraf kalem ve miktarlarının yanlış hesaplandığına ilişkin istinafı sebebi yönünden istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, satış masrafının ne kadar olduğunun icra müdürlüğünden sorularak mevcut duruma göre şikâyetlerin incelenmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.02.2019 tarihli ve 2018/12371 Esas, 2019/3133 Karar sayılı kararı ile;

“… 26.9.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen 18.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu'na eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.

Borçlunun; ihale bedelinin, muhammen bedelin %50’sine satış masraflarının ilave edilmesi ile oluşan miktarı karşılamadığı ve sair şikayetler ile 09.06.2017 tarihli ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 25.10.2017 tarih ve 2017/565 E.-1115 K. sayılı kararı ile; şikayetin kabulü ile anılan ihalenin feshine karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 10.05.2018 tarih ve 2018/241 E.-1150 K. sayılı kararı ile; istinafın kısmen kabulüne, davalının satış masrafından feragate ilişkin istinafı yönünden, Küçükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/565 Esas- 2017/1115 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının satış masraf kalem ve miktarlarının yanlış hesaplandığına ilişkin istinafı yönünden ise istinaf talebinin kabulü ile, 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/565 Esas-2017/1115 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve ayrıca satış masrafının ne kadar olduğunun icra müdürlüğünden sorularak mevcut duruma göre vs. itirazların incelenmek üzere dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine hükmolunduğu görülmektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesinde; bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir.

Buna göre bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesince verilen kararı denetleyip, gerektiği takdirde asıl dava hakkında bir karar verir. İlk derece mahkemesinin kararı yanlış olmakla birlikte, bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak; “düzelterek yeniden esas hakkında" karar verilmesi gerekecektir.

Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının istinafı üzerine; infazda tereddüt oluşturacak ve birbiriyle çelişen hükümler ihtiva edecek şekilde, istinafın kısmen kabulüne ve bir kısım istinaf sebepleri yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım istinaf sebepleri yönünden ise ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuş, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/872 Esas, 2019/1121 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyulduktan sonra, somut olayda icra müdürlüğünce alacaklı tarafından satış işlemi için toplamda 1.012,10 TL masraf yapıldığının bildirildiği, alacaklı vekili her ne kadar şikâyet tarihinden sonra satış için yapmış olduğu masraflardan feragat etmiş ise de, her davanın (şikâyetin) açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle alacaklı vekilinin satış masraflarından feragatine itibar edilmediği, taşınmazın muhammen bedelinin 281.860,00 TL olup, 1/2'sinin 140.930,00 TL olduğu, satış masrafları olan 1.012,10 TL ile toplandığında 141.942,00 TL hesaplandığı, ihale bedelinin ise 141.930,00 TL olduğu, 2004 sayılı Kanun 115 inci maddesinde belirtilen şartları karşılamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.10.2019 tarihli ve 2019/11871 Esas, 2019/14783 Karar sayılı kararı ile;

“… Borçlu vekilinin, sair nedenlerle birlikte ihale bedelinin muhammen bedelin %50’si ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılamadığı gerekçesi ile ihalenin feshine karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verildiği, davalı- alacaklı tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi istinaf isteminin kısmen kabulü ile davalının satış masrafından feragate ilişkin istinafı yönünden başvurunun esastan reddine, satış masraf kalemi ve miktarlarının yanlış hesaplandığına ilişkin istinafı yönünden; istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına; dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine şeklinde karar verildiği, davalı alacaklı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce; bölge adliye mahkemesi kararının bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada, satış masraflarının icra müdürlüğünce bildirildiği ve alacaklı vekilinin dava açıldıktan sonra satış masraflarından feragat ettiğini ancak; Bölge Adliye Mahkemesince her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden feragata itibar edilmeyerek, ihale bedelinin İİK’nun 129. maddesinde belirtilen miktarı aşmadığı gerekçesi ile şikayetin kabulü ile ihalenin feshi şeklinde verilen karara karşı tarafların temyiz isteminde bulunduğu görülmüştür.

İİK nun 129. maddesinde arttırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerektiği ifade edilmiştir.

Somut olayda, icra takibini yapan alacaklı tek olup, paraya çevirme giderlerini de satış dosyasında icra takibini yapan alacaklı yapmıştır. Dosya alacaklısı yargılama aşamasında yaptığı bu masrafları talep hakkından vazgeçmiştir (feragat etmiştir).

Alacaklı vekilinin, yaptıkları satış masraflarını talep hakkından vazgeçmesi nedeniyle ihale bedelinin %50 + masrafları karşılamadığından söz etmek mümkün değildir. Feragat edilen paraya çevirme gideri düşüldükten sonra ihale bedeli olan 141.930 TL'nin muhammen bedelin %50'sini ve paraya çevirme giderlerini karşıladığı anlaşılmaktadır.

O halde, bölge adliye mahkemesince; yargılama aşamasında, alacaklı vekilinin satış masraflarından feragat etmesi nedeniyle ihalede bir usulsüzlük bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir..." gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuş, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

3. Alacaklı vekili 09.12.2019 tarihli dilekçesi ile maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.

4. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/11871 Esas, 2019/14783 Karar sayılı ek kararı ile;

"... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine Dairemizin 14/10/2019 tarih ve 2019/11871 Esas - 2019/14783 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/2. maddeleri uyarınca bozulmasına karar verildiği, davalı vekili tarafından 09/12/2019 tarihli dilekçede, Dairemizin 14/10/2019 tarih ve 2019/11871 Esas - 2019/14783 kararının son paragrafında yer alan “istinaf başvurusunun esastan reddine” kısmının “istinaf başvurusunun kabulüne” şeklinde düzeltilmesi talebinde bulunulduğu görülmüştür.

HMK’nin 373/1 maddesinde; "Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde, hüküm yer almaktadır.

Somut olayda Dairemizce yapılan inceleme sonucunda düzenlenen Yargıtay ilamının son paragrafı ile sonuç kısmının maddi hata sonucu yazıldığı anlaşılmakla;

Dairemizin 14/10/2019 tarih ve 2019/11871 Esas- 2019/14783 Karar sayılı ilamının son paragrafının silinerek karar metninden çıkarılmasına, yerine “O halde, ilk derece mahkemesince; yargılama aşamasında, alacaklı vekilinin satış masraflarından feragat etmesi nedeniyle ihalede bir usulsüzlük bulunmadığından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” yazılmasına, sonuç bölümünün de "SONUÇ :Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 13/06/2019 tarih ve 2019/872 E.-2019/1121 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA) ve 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 25/10/2017 tarih ve 2017/565 E.-2017/1115 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine," yazılmak suretiyle maddi hatanın düzeltilmesine, 23/12/2019 gününde oy birliğiyle..." karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2004 sayılı Kanun'un 129 uncu (doğrusu 115 inci) maddesine göre artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve paraya çevirme ile paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerektiği, anılan maddenin ihalenin alacaklı veya üçüncü kişiler tarafından alınması ihtimallerine göre bir farklılık getirmediği, bu nedenle kanunun amir hükmü karşısında ihale alıcısının sıfatının ihalenin geçerli sayılması için aranan kriteri değiştirmeyeceği, Özel Dairenin 28.11.2011 tarihli ve 2011/27551 Esas, 2011/24680 Karar sayılı kararında ihalenin feshi nedenlerinin sayıldığı, buna göre; l-İhaleye fesat karıştırılmış olması, 2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler, 3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler, 4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması hâllerinde şikâyete konu ihalenin feshi gerektiğinin belirtildiği, ihalenin feshi şikâyetinin “ihalenin sonlandığı” andaki koşullara göre karara bağlanacağı, ihale tarihinden sonraki değişen durumların ihalenin feshi şikâyetinin konusunu oluşturmayacağı ve şikâyetin konusuz kalma hâlleri istisna olmak üzere şikâyet hakkında verilecek hükmü etkilemeyeceği, somut olayda satışa yönelik tüm masrafların alacaklı tarafından yapıldığı, alacaklının ihale sonuna kadar yaptığı masraflardan feragat etme imkânı bulunduğu, ancak ihalenin hitamına kadar bu hakkını kullanmadığı, şikâyet dilekçesinin tebliği ile satış masraflarından feragat ettiği, ihale şartlarının oluşmadığını bilen veya bilebilecek durumda olan alacaklının şikâyet tarihine kadar işlem yapmadığı, alacaklının şikâyet ile hukuki sonucu ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerinin hukuken korunmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Alacaklı vekili; yargılama aşamasında satış masrafından feragat ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihale bedelinin 2004 sayılı Kanun'un 115 inci maddesindeki şartları karşılamadığı somut olayda ihalenin feshine ilişkin şikâyet tarihinden sonra alacaklı vekilinin satış masraflarını talep hakkından vazgeçmesine ilişkin beyanının şikâyetin sonucunu etkileyip etkilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 115 inci maddesinin birinci fıkrası;

"Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satışa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin, malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir." hükmünü,

Aynı Kanun'un 138 inci maddesi ise "Mahcuz mallar tamamiyle satıldıkta bedelleri alakadarlara hisselerine göre paylaştırılır ve bir kısmı satıldıkta icabına göre bedeli hisseleri nispetinde alakadarlara avans olarak dağıtılır.

Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır.

(Değişik: 18/2/1965-538/64 md.) Vekil vasıtasiyle yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hasaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir.

Muvakkat hacizler için ayrılmış hisseler vaziyet anlaşılıncaya kadar sağlam bir bankaya, banka bulunmıyan yerlerde mahkeme veya icra sandıklarına yatırılır." hükmünü içermektedir.

2. Değerlendirme

1. İcra takibinin amacı alacağın tahsili olup, cebri satış buna hizmet eden safhalardan biridir.

2. Taşınır (menkul) mallar, kural olarak açık artırma yolu ile satılır. Burada söz konusu olan 2004 sayılı Kanun'a göre yapılan cebri açık artırma ile satıştır. Açık artırma yolu ile satış, yeri, zamanı ve koşulları önceden belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satıştır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.617, 620).

3. Açık artırma ve ihalenin hukuki niteliğini belirlemek, hem ihalenin ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar hem de ihalenin feshi açısından önemlidir. Öğretide cebri artırma ve ihalenin bir satım sözleşmesi değil bir cebri icra tasarrufu olduğu görüşü benimsenmektedir. Cebri artırma yolu ile satımın icra organının kamu gücüne dayanan bir kamusal işlemi olduğu kabul edilmektedir (Ramazan, Arslan, İcra İflas Hukukunda İhale ve İhalenin feshi, Ankara 1984, s.55).

4. Taşınır satışlarında ihale bedelinin, malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir.

5. Alacaklılar kadar borçluyu da koruyan 2004 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin birinci fıkrası emredicidir. Bu nedenle belirtilen maddeye göre hesaplanacak en az ihale bedeli denilebilecek miktara ulaşmayan en yüksek pey (öneri) sahibine malın ihale edilmesi hâlinde kanuna aykırı olan bu ihalenin feshi istenebilir (Arslan, s. 131).

6. Hacizli malların satış bedelinden, ilk önce haciz, satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacaklıları ilgilendiren ortak giderler alınır (2004 sayılı Kanun md. 138/2). Paraya çevirme masrafları öncelikle satış bedelinden alınarak bunları yapan alacaklıya (veya alacaklılara) ödenir.

7. Somut olayda ise; 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2.8 Talimat sayılı dosyasında 281.860,00 TL muhammen bedelli menkuller 09.06.2017 tarihli birinci açık artırmada 141.930,00 TL bedelle alacaklı vekiline ihale edilmiştir.

8. Borçlu vekili 16.06.2017 tarihinde icra mahkemesine başvurarak ihalenin feshini talep etmiş, alacaklı vekili 20.10.2017 tarihli dilekçesi ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarından feragat etmiştir.

9. Bu durumda icra takibini yapan alacaklı tek olup, paraya çevirme giderlerini de satış dosyasında icra takibini yapan alacaklı yapmıştır. Dosya alacaklısı yaptığı bu masrafları talep hakkından vazgeçtiğinden (feragat ettiğinden) ihale bedelinin paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını da karşılaması gerekmez. İhale bedeli muhammen bedelin yüzde ellisini karşılamakta olup, borçlunun bir zararı da bulunmamaktadır.

10. O hâlde şikâyet tarihinden sonra alacaklı vekilinin satış masraflarını talep hakkından vazgeçmesine ilişkin beyanı karşısında, ihalenin 2004 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen şartları karşılamadığından söz edilemez.

11. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 24.03.2004 tarihli ve 2004/12-107 Esas, 2004/155 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.

12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında feragatin davanın taraflarını ilgilendirdiği, şikâyet yolu ile memurluk işleminin yasaya uygun olup olmadığının denetlendiği, feragatle usulüne uygun olmayan işlemin sonradan hukuken geçerlilik kazanamayacağı, bu yolla istekliler arasında haksız rekabet oluşabileceği gerekçesi ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

13. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

14. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 22’si BOZMA, 3’ü ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Satış (ihale) İşlemleri” sayfasına dön