1. Hukuk Dairesi 2015/6948 E. , 2018/986 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada
Davacılar, vekilleri olan ...'nun vekalet görevini kötüye kullanarak kendi lehine kredi temin edip, davaya konu taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı ... tarafından icra takibi başlatıldığını, takip neticesinde 37 nolu parseldeki 9 ve 11 nolu bağımsız bölümlerin alacağına karşılık davalı bankaya ihale edildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde satış tarihi itibariyle hesaplanacak bedellerinin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ... A.Ş, vekaletnamenin usulüne uygun olarak düzenlendiğini belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., duruşmalara girmeyerek davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalıya özel yetki verilmediğinden davalılar tarafından gerçekleştirilen ipotek işleminin geçersiz olduğu buna dayalı satış işleminin de davacılar açısından geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... A.Ş. vekilinin işin esasına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,
Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince dava 70.000,00TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, mahkemece yapılan uygulama sonucu çekişme konusu taşınmazların dava tarihindeki değerlerinin toplamı 105.736,00 TL olarak belirlenmiştir.Bu durumda keşfen belirlenen (105.736,00 TL) toplam değerden, davacıların toplam payına (3/4) isabet eden (79.302,00TL.) dava değeri üzerinden harç ikmali yapılmadığı gözetilerek, harçlandırılan 70.000,00TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu avukatlık parasına hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün vekalet ücretine ilişkin 4. bendinin hükümden çıkarılarak, yerine 4. bent olarak “Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 8.000 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,” ibaresinin yazılmasına, tarafların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.02.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar, vekil tayin ettikleri davalı ...'nun, vekalet görevini kötüye kullanarak kendilerine ait taşınmazları çektiği krediye teminat olmak üzere ipotek verdiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibi sonrası taşınmazların alacağına mahsuben davalı banka tarafından ihale ile satın alındığını, anılan işlemlerin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteminde bulunmuşlar, mahkemece davanın kabulüyle tapunun iptali ve davacılar adına tesciline ilişkin hüküm sayın çoğunluk tarafından davacılar vekili lehine verilen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, sayın çoğunluk ile aramızda davacılar vekili lehine verilen vekalet ücretinin hatalı belirlendiği konusunda görüş aykırılığı bulunmamaktadır.
Öte yandan davacıların, 04.12.2007 ve 18.12.2007 tarihli vekaletnamelerle davalı ...'i ipotek verme yetkisiyle beraber vekil tayin ettikleri, taşınmazların kat irtifakının 19.12.2007 tarihinde kurulduğu ve davacılarla davalı ...'in eşit pay ile paydaş oldukları, davalı ...'in diğer davalı bankadan kullandığı krediye teminat olmak üzere, kendi adına asaleten, davacılar adına vekaleten hareket ederek, dava konusu taşınmazlarla birlikte dava dışı bir takım taşınmazları da kapsayan ipotek sözleşmesi yaptığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi sonucu, dava konusu taşınmazların alacağına mahsuben davalı banka tarafından ihale yolu ile temlik alındığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda, davalı ...'in diğer davalı bankadan kredi kullandığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Mahkeme hüküm gerekçesinde, davalı vekilin kendi borcu için ipotek tesisi için özel yetki verilmesi gerektiğini belirtmiş, kredi kullandırdığı için teminat alan diğer davalı bankanın, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde, vekil ile nasıl bir çıkar ve işbirliği içerisinde olduğu konusunda bir değerlendirme yapmamıştır. Kaldı ki, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde olma hususu, davacılar tarafından ispat edilmesi gereken bir durumdur. Dosyada, açıklanan şekilde iddiayı ispata yeterli delil bulunmamaktadır. Vekaletnamede ipotek verme yetkisinin bulunduğu tartışmasız olduğuna, bu yetkinin davalı vekilin kendi nam ve hesabına işlem yapmayı kapsayıp kapsamadığı yargılamayı gerektiren bir husus olduğuna göre, yalnızca bu gerekçeye bağlı olarak tapunun iptaline karar verilmesi mümkün değildir. Öte yandan, tapunun iptal olmaması halinde tazminat istemi de bulunmaktadır. Tapu kayıt maliki davalı banka yönünden davanın reddi halinde davalı vekil yönünden tazminat isteminin incelenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi ve davalı vekil ... yönünden tazminat istemi konusunda bir değerlendirme yapılmak üzere hükmün bozulması, bu gerekçeyle vekalet ücretine ilişkin düzeltme kararının da bozma kapsamına alınması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun düzelterek onama yönündeki aksi kanaatine katılmıyoruz.
1. Hukuk Dairesi 2015/6948 E. , 2018/986 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 20 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 12 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 18 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen İctihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 7 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 5 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 25 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 29 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat