1. Hukuk Dairesi 2016/12269 E. , 2019/4965 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

1. Hukuk Dairesi 2016/12269 E. , 2019/4965 K.

'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ...vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, kök mirasbırakanları Mehmet'in 04.07.1968 gün ve 865 yevmiye numaralı satış senedi ile dava konusu 36, 42, 45, 79 ve 175 ve 47 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarının tamamını eşit hisselerle davalı oğulları ..., ... ile bir kısım davalıların mirasbırakanı olan oğlu ...'a satış suretiyle devrettiğini, anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvaazalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar ...ve ..., devrin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden tespiti yapılıp itirazlı bulunan dava konusu 36, 42, 45, 79 ve 175 parsel sayılı taşınmazların 32/320'şer payı ile itirazsız kesinleşen çekişme konusu 47 sayılı parselin 32/320 payı mirasbırakan Mehmet adına kayıtlı iken paylarının tamamını davalı oğulları ... ve ...ile bir kısım davalıların murisi oğlu ...'a satış suretiyle devrettiği, mirasbırakan ...in 10.05.1973 tarihinde öldüğü, geriye davalı oğulları ...ve ... ile oğlu ...'ın çocukları davalılar ..., ..., ... ve ... ve dava dışı kızı ... ile kızı ...'den olan torunları dava dışı ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile oğlu ...'ın çocukları olan davacılar ...,...,..., ..., ... ... ... ...ve ... ile dava dışı ...ile oğlu ...'den olan torunları dava dışı ... ..., ..., ..., ..., ...'nın kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide 'muris muvazaası' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. Maddesinde, 'İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.' 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 6. maddesinde, 'Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.' şeklinde yer alan hükümlerle, açılmış bir davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği tartışmasızdır.
Somut olayda, dinlenen tanıkların dava konusu temlikin muvazaalı olduğu yönünde görgüye dayalı beyanda bulunmadıkları, mirasbırakanın diğer çocuklarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir durumu ortaya koyamadıkları da açıktır. Salt bedeller arasındaki oransızlık da tek başına muvazaanın delili değildir.
Bu durumda, toplanan deliller ve yukarıda değinilen ilkeler birlikte değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispat edilmediği sabittir.
Hal böyle olunca, davanın (temyiz eden davalı ...yönünden) reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı ...'ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.








Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2019 Yılı Kararları” sayfasına dön