8. Hukuk Dairesi 2020/1765 E. , 2020/4401 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak-Tasarufun İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili borçlunun müvekkilinin eski kiracısı olduğunu, şu anda müvekkilinin faaliyette bulunduğu borçlunun eski adresinde haczedilen menkullerin borçlunun borcu nedeniyle fatura karşılığı alındığını, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili borçlu şirketin alacaklılardan kurtulmak için davacı üçüncü kişiye muvazaalı satış yaptığını, haciz adresinde üretimi halen borçlu şirketin yaptığını, davacı ile borçlu arasında yapılan satış alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış olduğundan, davanın reddine, karşı dava olarak açtıkları tasarrufun iptali talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, mahcuzların borçlu tarafından borcuna mahsuben üçüncü kişiye satıldığı ve faturalandırıldığı gerekçesiyle istihkak iddiasının kabulüne, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali talebinin ise ilk celsede ara kararla reddine karar verilmiş, hükmün gerekçesinde karşı davadan bahsedilmemiştir. Dairemizin 16.04.2019 tarihli ve 2016/9531 Esas 2019/4187 Karar sayılı ilamı ile asıl dava bakımından, haciz adresinin borçlunun sicil adresi olması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, üçüncü kişinin sunduğu delillerin karinenin aksini ispata yeterli olmadığı bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı, alacaklı vekili tarafından açılan karşı davaya ilişkin olarak süresinde ve usulüne uygun olarak açılmış bir karşı dava bulunduğundan Mahkemece son kararda talebe ilişkin hüküm kurulması gerekirken tasarrufun iptaline ilişkin talebin ilk celsede ara kararla reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada asıl davanın reddine karşı davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, asıl davada davacı karşı davada davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK'nin 97/17, 277-280. maddeleri gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1.Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılmış olmasına,dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davacı - karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde istihkak davalarında davanın esasına yönelik karar verildiği hallerde karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Tazminat talebi yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde, Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ara kararı uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan, alacaklı lehine hacizli mal ile takip konusu alacak miktarından değeri daha düşük olan alacak miktarı üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda alacak tutarı 32.000,00 TL iken, haciz konulan menkullerin değeri ise 74.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece, tazminat tutarı ve vekalet ücretinin alacak tutarı üzerinden hesaplanması gerekirken mahcuzun değeri üzerinden hesaplanması doğru görülmemiştir.
3. Karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenemesinde tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.
İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.
İİK'nun 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.
Davacı - karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmiştir. Davanın reddedilmesi ile alacaklı icra takip işlemlerine devam ederek malın satışını isteyebilir.
HMK'nin 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli olmayıp dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.
Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı - karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulüne,(3) ve numaralı bentte açıklanan nedenlerle nedenlerle davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi 2020/1765 E. , 2020/4401 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 100 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 150 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 98 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 85 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 127 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 124 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 104 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 110 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 93 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 18 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat