8. Hukuk Dairesi 2016/10910 E. , 2020/620 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

8. Hukuk Dairesi 2016/10910 E. , 2020/620 K.

'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... mevkii ... Kışlakiyesi adı ile anılan mahalde bulunan yaklaşık 100 dekarlık 4 parça taşınmazın, taşlık arazi iken, taşlardan temizlenmek suretiyle kendisi tarafından kültür arazisi haline getirildiğini ve nizasız ve fasılasız 30 yıldır zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, dava konusu taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışması yapılmadığı, davacının tescil isteğini ancak kadastro tespiti esnasında ileri sürebileceği, şu aşamada dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinde bulunan, Kars İli Kadastro Müdürlüğünün 17.12.2015 tarihli cevabı ile tescil isteğine konu taşınmazların Doğanlar Kışlakiyesi mevkiinde bulunduğu, bu bölgede kadastro çalışmalarının yapılmadığı belirtilmektedir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14,17 ve TMK'nin 713/1. maddeleri uyarınca tapusuz taşınmazların tescili isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, kadastro çalışması yapılmamış yerlerde anılan Kanun maddeleri uyarınca tapusuz taşınmazların tescilinin istenemeyeceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Mahkemenin, davacının tescil isteğini ancak kadastro tespiti sırasında ileri sürebileceği, adına tespit yapılmadığı takdirde dava açabileceğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle taşınmazların bulunduğu mahalde yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, taraf tanıklarının dinlenilmesi, taşınmazların hangi ilçe veya köy mülki sınırları içerisinde kaldığı duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmesi, bundan sonra TMK'nin 713/3 maddesi uyarınca ilgili belediye veya köy tüzel kişiliği hasım olarak davaya katılmasının sağlanması, bildirilmesi halinde savunmasının alınması ve tüm taraf delilleri toplanıp, iddia ve savunma çerçevesinde tartışılıp değerlendirilip, TMK'nin 713 maddesi gerekleri yerine getirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi olmalıdır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle usul ve Kanun'a aykırı görülen Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2020 Yılı Kararları” sayfasına dön