İşçi alacaklarından kaynaklı takiplerde borcun doğum tarihi akdin fesih tarihidir


Türk Ticaret Hukuku, Ticari İşletme, Tacir, Ticari Şirketler ve Ortakların Sorumlulukları, Kooperatif davası, Kıymetli Evrak/Kambiyo Senetleri, Sigorta Hukuku, Borçlar Genel Hukuku, İşçi, İşveren Hukuku
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hepsihukuk
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 2277
Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
İletişim:

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ

Esas No : 2023/1816
Karar No : 2023/2171



İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15.03.2022
SAYISI : 2021/1070 - 2022/343

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 29.12.2022 tarihli ve 2022/12179 Esas - 2022/14287 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkikinin davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı üçüncü kişi, mülkiyeti kendisine ait 06 .U 1443 plakalı aracın haczedildiğini belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı alacaklı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve 2016/2410 Esas, 2018/9745 Karar sayılı ilamı ile; .V 1443 plakalı aracın trafiğe ilk kayıt edildiği tarihten itibaren tüm devir ve intikallerini gösterir biçimde trafik tescil kayıtlarının getirilmesi, ondan sonra dosyadaki diğer deliller dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, haczin borçlu şirketin adresinde yapılmadığı, her iki şirketin ortağı aynı olmakla birlikte, faaliyet alanlarının ve ticaret sicil adreslerinin farklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarih, 2021/1805 Esas, 2021/5105 Karar sayılı kararı ile, bozma ilamında davaya konu aracın plakası maddi hata yapılarak 06 .U 1443 yerine 06 .V 1443 olarak belirtildiği, mahkemece de maddi hata yapıldığı fark edilmeksizin yanlış araca ilişkin tescil kayıtları getirtilerek karar verildiği, davaya konu .U 1443 plakalı aracın trafiğe ilk kayıt edildiği tarihten itibaren tüm devir ve intikallerini gösterir biçimde trafik tescil kayıtlarının, ithal edilip edilmediğinin tespiti ile ithal edilmiş ise buna ilişkin gümrük kayıtlarının, ithal edilmemişse satımına ilişkin ana bayi-alt bayi belgelerinin (fatura vs), üretim tarihinden davacı üçüncü kişi eline geçtiği tarihe kadar ki tüm belgelerin getirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyularak, .U 1443 plakalı aracın trafiğe ilk kayıt edildiği tarihten itibaren tüm devir ve intikallerini gösterir biçimde trafik tescil kayıtlarının celp edildiği, aracın 24.09.2012 tarihinde üçüncü kişi adına tescil işleminin yapıldığı, şirket adına kaydının devam ettiği, her ne kadar şirketlerin yetkilileri ortak olsa da; adresleri ve faaliyet alanları farklı olduğundan borçlu şirketin borcu için diğer şirketin malları haczedilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 29.12.2022 tarih, 2022/12179 Esas, 2022/14287 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, karara karşı davalı alacaklı vekili karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.

Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Türk Medeni Kanunu'nun 47/1. maddesinde tüzel kişiler, kendilerini oluşturan kişi veya mal topluluklarından bağımsız ve ayrı kişilikler olarak tanımlanmıştır. Tüzel kişiler süreklilik arz eden ortak bir amacı gerçekleştirebilmek için ortaklarından ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olduğundan, malvarlıkları da ortaklarının malvarlığından ayrıdır. Bu nedenle, ortaklığın alacaklılarına karşı sadece ortaklığın sorumlu olacağına dair sınırlı sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir Ancak uygulamada, sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü yükümlülükler ile borçlardan ve sorumluluklardan kurtulmak için tüzel kişiliğin bir araç olarak kötüye kullanıldığı ve kişilerin tüzel kişilik perdesinin arkasına sığındığı istisna da olsa bazen görülebilmektedir.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin amacı ise, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyeti sağlamaktır. Temelini Medeni Kanun m. 2'de düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından alan bu teori ile uygulamada şirketlerin tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklılarına borçlarını ödemelerinden kaçınmalarına engel olmaktadır. Perdeyi aralamak teorisiyle, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. (Coşkun Koçak, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması 1. Uluslararası Ticaret Sempozyumu 02 Şubat 2008 Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını s.h.58)

Dava konusu 29.5.2015 tarihli haciz, dayanak ilamda yazılı borçlu adresinde, borçlu şirket yetkilisi huzurunda yapılmıştır. Haciz tarihinde bu yer üçüncü kişinin ticaret sicil adresindeki adresi olsada borçlunun haciz adresinden borcun doğumundan sonra 17.12.2014 tarihinde ayrılmış olup borçlu bu tarihe kadar aynı adreste üçüncü kişi ile birlikte faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Öte yandan, farklı bir icra dosyasında borçlunun taşındığı adreste yapılan hacizde anılan adresin uzun süredir boş olduğu tespit edilmiştir. Haciz adresinde 29.1.2016 tarihinde yapılan başka bir haciz sırasında ise, borçlu şirkete ait evrak bulunmuş olup anılan evrakların borçlu şirketin haciz adresinden ayrılmasından sonraki bir tarihe ilişkin olduğu görülmüştür. Bunun yanında, ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu ile üçüncü kişi şirket ortak ve yetkilileri aynı kişiler olup faaliyet alanları birbirini tamamlayacak şekilde araç alım-satım ile sigortacılık işlemlerine ilişkindir. Ayrıca, işçi alacaklarından kaynaklı takiplerde borcun doğum tarihi dava tarihi olmayıp akdin fesih tarihidir. Dava konusu araç, üçüncü kişi adına kayıtlı ise de, tescilin borcun doğumundan sonra yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, borçlu ile üçüncü kişi arasında danışıklı işlemler yapıldığı, tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklılarına karşı borçlarını ödemekten kaçınıldığı anlaşılmış olduğundan davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.12.2022 tarih, 2022/12179 Esas, 2022/14287 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nın 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.03.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Borçlar & Ticaret & İş” sayfasına dön