3. Hukuk Dairesi 2016/8046 E. , 2018/3577 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

3. Hukuk Dairesi 2016/8046 E. , 2018/3577 K.


'İçtihat Metni'

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı idarenin abonesi olduğunu, davalı idare tarafından 02.09.2013 tarihinde 16.759,30 TL lik su faturası tahakkuk ettirildiğini, oğlunun adreste 25.03.2012 tarihinde kafe işletmeye başladığını, ancak ruhsat alınamadığı için işyerinin kapatıldığını, su aboneliğini iptal ettirmediğini, işyerinin Ağustos 2013 tarihinde başka bir işletmeci tarafından açıldığını, tüketim yapılmadığını belirterek Ağustos 2013 dönemine ait faturadan dolayı 16.759,30 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; 22.08.2013 tarihli sayacın okunmasında endeksin 1743 olduğunun tespit edildiğini, 13.04.2012/22.08.2013 tarihleri arasında 1743-49=1694m3 karşılığı 496 günlük 16.761,70 TL borç tahakkuk ettirildiğini, abonenin iş yerini devretmesinin ya da kiraya vermesinin aboneliğini uygun olarak sona erdirmediği için sorumluluğunun sona erdirmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297.maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur.
Dosyanın incelenmesinde; mahkemece “davanın kabulüne” karar verilmekle yetinildiği, ancak yüklenen borç ve tanınan hakkın niteliği ve miktarının belirtilmediği görülmektedir.
O halde; mahkemece taraflara yüklenen borç veya menfi tespit hükmü ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacının borçlu olmadığı miktarı belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak nitelikte HMK'nın 297. maddesine aykırı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-)Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/04/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2018 Yılı Kararları” sayfasına dön