9. Hukuk Dairesi 2019/6050 E. , 2019/17276 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işverenlikte aralıksız çalıştığını, 28/08/2009 tarihinde emekliye ayrıldığını ama çalışmaya ara vermeden destek primi ödeyerek devam ettiğini, davalının beton santralini önce davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş.nin işlettiğini, 01/08/2008 tarihinden itibaren bölünme sonucu davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş.nin bir kısım ortağı tarafından kurulan davalı ... Beton Şirketi tarafından işletilmeye başlandığını, davalılar arasında ekonomik bütünlük ve organik bağ bulunduğunu, davacının yaşı ilerlediğinden davalının artık faydası kalmadığını belirterek çıkışını verdiğini, Nisan /2012 ayının 28 günlük ücreti ile birlikte banka hesabına 8.286,00 TL. ödendiğini, işyerinde 3 öğün yemek ve yatakhaneden faydalandığını, tüm çalışma süresince haftada 7 gün saat 08:00'de işe başladığını, mesai bitimi 18:00 olmasına rağmen her gün 23:00/24:00'a kadar çalıştığını, sadece yemek yiyecek kadar ara verdiğini, davalının 08:00-18:00 saatleri arası çalışmayı normal çalışma kabul ederek bu çalışmadan doğan fazla mesai ücretini ödemediğini, dini bayramlar haricindeki tüm ulusal bayram ve genel tatilllerde çalışma yapıldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş. vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının ibraname verdiğini, diğer davalı ile organik bağı olmadığını, fazla mesai iddialarının gerçeğe uymadığını, zira, betonun her iklim şartında dökülemediğini, yağmurlu ve soğuk havada bozulabildiğini, tutmayabildiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Beton ve İnşaat Madencilik San. Tic. A.Ş. vekili, davacının istifa ettiğini, ama kıdem tazminatı ve diğer işiçilik alacaklarının ödendiğini, davacının ibraname verdiğini, davacıya diğer davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş. tarafından müvekkil Şirket'e devredilmeden önce de kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları olarak 3.628,00 TL. ödendiğini, fazla mesai alacaklarının bordrolarda görülüdüğü üzere tam ve muntazaman ödendiğini, ulusal bayram genel tatillerde çalışmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme’nin 2013/313 Esas sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2016/30308 Esas sayılı ilamı ile 'Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilinin dosya kapsamındaki açıklamalarından 08:00-18:00 arası yapılan fazla mesaiyi talep ettiği anlaşıldığından, Mahkeme tarafından kabul edilen hafta tatili hesaplamasının saat üzerinden değil gün üzerinden yani 7,5 saat üzerinden olması nedeni ile hafta tatillerinde 08:00-18:00 saatleri arası yapılan çalışmada ara dinlenmesi düşüldükten sonra 7,5 saatlik çalışmayı aşan çalışma süresinin fazla mesaiye eklenmemesi hatalıdır. Bordrolarda 18:00 öncesi çalışmalar için tahakkuk olmadığı kabul edilerek bordrolar gözetilmeksizin hesaba esas dönemin tümü için, bordrosunda tahakkuk olsun olmasın, hesaplama yapılmalıdır. Hafta tatili ücreti bakımından Mahkeme tarafından davacı tanığı Yüksel'in dava dosyası getirtilmeli, o dosyada hüküm altına alınarak kesinleşen hafta tatil çalışması süreleri ile davacı tanığı Yüksel'in eldeki dosyadaki beyanı karşılaştırılmalı ve sonucuna göre davacı tanığı Yüksel'in davalı nezdinde çalışması nedeni ile bildiği dönem hüküm altına alınmalıdır. Davacı tanıklarının çalışmaması nedeni ile tespit edilemeyen dönem bakımından, İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi'nin 2013/850 Esas sayılı dosyasındaki kabul gibi tüm hafta tatillerinde çalıştığı kabul edilmelidir. Bu hususlara ilaveten somut uyuşmazlıkta, davaya karşı zamanaşımının gözetilmesi yerinde değildir. Bakiye kıdem tazminatına hükmedilmesi yerinde ise de davacının ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır' şeklinde bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, davacı tanığı Y.Ü.nün tanık olarak ifade verdiği dava dosyası celp edildiği, bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, davacının 8-18 saatleri arasında günlük 1,5 saat haftalık 9 saat fazla mesai yaptığı anlaşıldığı, hesaplanan tutardan bordrolardaki tahakkukların mahsup edilmemesi gerektiği ve tanık Y.Ü.nün beyanları da dikkate alınmak suretiyle Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hafta tatili alacağı yönünden hesaplama yapılması ve ayrıca ihbar tazminatının reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile ihbar tazminatı haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili, davalı ... Beton Şirketi vekili ve davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının, davalı ... Beton Şirketi’nin ve davalı ... İnşaat Tic. ve Madencilik A.Ş.nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu 'eksik bir borç' haline dönüştürür ve 'alacağın dava edilebilme özelliği'ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanunu'nda, gerekse Borçlar Kanunu'nda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, eski 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Tazminat niteliğinde olmaları nedeni ile sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile tazminat, 26/2 maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28 inci maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama nedeni ile öngörülen tazminat istekleri on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir.
Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bir hakkın, bu bağlamda ödence isteminin doğmadığı bir tarihte, zamanaşımının başlatılması hakkın istenmesini ve elde edilmesini güçleştirir, hatta olanaksız kılar.
İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişki iş sözleşmesine dayanmaktadır. İşçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacı ile açacağı dava da tazminat niteliğinde olduğundan on yıllık zaman aşımına tabidir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 01.06.2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK.nın 147. maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olacağını belirtmiştir.
Kanundaki zamanaşımı süreleri, 6098 Sayılı TBK 148. maddesi gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez.
İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K).
Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (TBK. m. 149(818.BK.128). Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151. maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir (818 sayılı BK.128). Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151 inci maddesinde yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 152. maddesi gereğince, asıl alacak zaman aşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına, uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur(818 sayılı BK.131).
Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi (818 Sayılı BK 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153/4 maddesinde “Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için' zamanaşımının işlemeyeceği ve duracağı belirtilmiştir. Bu maddenin iş sözleşmesiyle bağlı her kişiye uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Hizmetçiden kastedilen, kendisine ev işleri için ücret ödenen, iş sahibiyle aynı evde yatıp kalkan, aileden biriymiş gibi ev halkı ile sıkı ilişkileri olan kimsedir(818 sayılı BK. Mad.132).
6098 Sayılı TBK 154. maddesinde (818 sayılı BK. 133) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, eylem yeteneğine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan borçlunun veya yetkili kıldığı vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keser; farklı anlatımla zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır.
Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Madde açıkça düzenlemediğinden ihtiyati tedbir istemi ile mahkemeye başvurma veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge Çalışma İş Müfettişliğine şikâyette bulunma zamanaşımını kesen nedenler olarak kabul edilemez. Ancak işverenin, şikâyet üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesi, zamanaşımını keser.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 155. maddesi hükmü, 'Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.' kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. (818 sayılı BK. Mad.134)
Türk Borçlar Kanunu'nun 160. maddesinde (818 Sayılı BK 139), zamanaşımından feragat düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, borçlunun zamanaşımı defini ileri sürme hakkından önceden feragati geçersizdir. Önceden feragatten amaç, sözleşme yapılmadan önce veya yapılırken vaki feragattir. Oysa daha sonra vazgeçmenin geçersiz sayılacağına ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O nedenle borç zamanaşımına uğradıktan sonra borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürmekten feragat edebilir. Zira, burada doğmuş bir def'i hakkından feragat söz konusudur ve hukuken geçerlidir. Bu feragat; borçlunun, ileride dava açılması halinde zamanaşımı definde bulunmayacağını karşılıklı olarak yapılan feragat anlaşmasıyla veya tek yanlı iradesini açıkça bildirmesiyle veyahut bu anlama gelecek iradeye delalet edecek bir işlem yapmasıyla mümkün olabileceği gibi, açılmış bir davada zamanaşımı definde bulunmamasıyla veya defi geri almasıyla da mümkündür.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def'i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def'i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.
Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.).
Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakımından;
Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamına konu olan Mahkeme hükmüne esas hesaplamada ıslaha karşı zamanaşımı gözetilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır. Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamında sadece davaya karşı zamanaşımının gözetilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
Bu nedenler ile ıslaha karşı zamanaşımının bozma öncesinde gözetilmesine, bozma nedeni yapılmamasına ve bu bozma ilamına da uyulmasına rağmen davalının usuli müktesep hakkına aykırı şekilde ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakımından gözetilmemesi hatalıdır.
Neticeten, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakımından yapılacak iş; dava zamanmaşımı dikkate alınmaksızın ancak ıslah zamanaşımı dikkate alınarak alacak miktarları hesaplanıp, dava dillekçesinde bu kalemlerden her biri için talep edilen miktarlar ıslah zamanaşımına uğrayan miktarı geçmemek koşulu ile ıslah zamanaşımına uğramayan kısma eklenerek bulunan alacaklar miktarlarının hüküm altına alınmasıdır.
3-Kıdem tazminatı hesabına esas giydirilmiş brüt ücret bakımından, Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamına ve davacının usuli müktesep hakkına aykırılık söz konusudur, şöyle ki;
Bozma sonrasında verilen hükümde kıdem tazminatı bakımından bozma öncesindeki miktara hükmedilerek fazlaya dair miktar reddedilmiştir.
Bozma konusu Mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporunda giydirilmiş brüt ücrete sadece yemek yardımı eklenmiştir. Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamında barınma yardımının da giydirilmiş brüt ücrete eklenmesi gerektiği belirtiliş, bu bozma ilamına uyulmuştur. Bozma ilamına uyulduğuna göre bozma öncesinde esas alınaın 11/04/2016 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan giydirilmiş brüt ücret olan 2.488,05 TL.na barınma yardımı olarak davacı vekilinin ıslah dilekçesinde belirttiği 150,00 TL. ile davacının bağlı olduğu da gözetilerek, 150,00 TL. barınma yardımı eklenmek sureti ile bulunacak giydirilmiş brüt ücret esas alınarak kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Bozma öncesi hükme esas hesaplamada net kıdem tazminatından net 6.015,64 TL. mahsup edilmiş ve bozma konusu edilmeyerek davalı lehine usuli müktesep hak oluşturmuştur. Bu nedenle giydirilmiş brüt ücrete barınma yardımı eklenerek kıdem tazminatı yeniden hesaplandığında bu kıdem tazminatı netleştirilerek net kıdem tazminatından miktarından net 6.015,64 TL mahsup edilmeli, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 14.817,63 TL. kıdem tazminatı talep edildiğinden, neticeten bulunacak kıdem tazminatı net 14.817,63 TL.ndan yüksek ise taleple bağlı olarak karar verildiği hükümde belirtilerek net 14.817,63 TL. kıdem tazminatı hüküm altına alınmalı, fazlaya dair hak reddedilmemeli, neticeten hesaplanan net kıdem tazminatı miktarı net 14.817,63 TL.ndan düşük ise neticeten hesaplanan net kıdem tazminatı hüküm altına alınmalıdır.
Bunlar yapılmaksızın, bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı olarak bozmaya konu karardaki kıdem tazminatı miktarına hükmedilmesi ve fazlaya dair hakkın da reddedilmesi hatalıdır.
4-Davalıların sorumluluk şekli bakımından;
Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamına konu Mahkeme hükmünde davalılar tüm alacak kalemlerinden “müşterek müteselsil” sorumlu tutulmuş, bu husus bozma konusu edilmemiştir. Bozma ilamına uyularak verilen eldeki hükümde ise bir kısım alacak kalemlerinde davalıların sadece “müteselsil” sorumlu olduğunun belirtilmesi davacının usuli müktesep hakkına aykırı ve hatalıdır.
5-Fazla mesai ücreti bakımından;
Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamı sonrasında iki adet bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme tarafından bozma sonrası eldeki hükümde haftalık 9 saat fazla mesai yaptığının belirtilmesinden ve hükmedilen fazla mesai miktarından Mahkeme tarafından 09/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan net 26.652,48 TL. fazla mesai ücretinden, bozma öncesi kararda olduğu gibi %30 oranında takdiri indirim yapılarak fazla mesai ücretinin eldeki bozma sonrası kararda hükme bağlandığı anlaşılmıştır.
Mahkeme gerekçesinde hangi bilirkişi raporunun kabul edildiğinin açıkça belirtilmeyerek bu durumun incelemeye muhtaç bırakılması hatalıdır.
Ayrıca, Mahkeme kararında %30 oranında takdiri indirim yapılması yerinde ise de bu durumun karada açıkça belirtilmemesi de hatalıdır.
6-Hafta tatili ücreti bakımından;
Dairemizin 2016/30308 Esas sayılı bozma ilamı sonrasında iki adet bilirkişi raporu alınmıştır.
Bozma sonrası alının bu iki adet bilirkişi raporundan birinde hesaplanan miktar eldeki bozma sonrası verilen kararda hüküm altına alınan miktardan düşük olduğu için eldeki bozma sonrasındaki hükümde 09/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan net 23.994,92 TL. hafta tatili ücretinin esas alındığı ama, 23.994,92 TL.nin bozma öncesi kararda uygulanan ve bozma konusu edilmeyen %30 takdiri indirim uygulandığında ulaşılan miktarın talebi aşması nedeni ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme’nin gerekçesinde hangi bilirkişi raporunun kabul edildiğinin açıkça belirtilmeyerek bu durumun incelemeye muhtaç bırakılması hatalıdır.
Ayrıca, Mahkeme kararında usuli müktesep hakka uygun olarak %30 takdiri indirim yapıldığının karada açıkça belirtilmemesi ve bu nedenle de davacının netice ve nihai olarak belirlenen alacak miktarının kararda açıkça tespit edilmesinin gerekmesine rağmen tespit edilmemesi hatalıdır. Bir diğer deyişle her kısmi eda hükmünün bir tespit hükmü içermesi gerekir. Mahkeme kararında, belirtilen hususlar karar yerinde açıkça ortaya konmak sureti ile davacının neticeten kaç TL hafta tatili ücreti alacağının bulunduğunun tespit edilmemesi hatalıdır.
7-Yeniden hüküm kurulurken taleple bağlılık ilkesi de eldeki hükümde uygulandığı üzere, her alacak kalemi bakımından gözetilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi 2019/6050 E. , 2019/17276 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 6 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 12 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 7 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 19 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 24 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 33 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 17 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 24 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat