11. Hukuk Dairesi 2017/4621 E. , 2019/1294 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen .../11/2016 tarih ve 2016/353 Esas 2016/988 K.
sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince verilen 08/06/2017 tarih ve 2017/249 - 2017/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalı şirkette azlık haklarına sahip 166.664 adet pay sahibi olduğu, 18 Mart 2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin .... maddesinde yer alan bilanço ve gelir tablosunun müzakeresinin ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesinin talep edildiğini, ... 420. maddeye rağmen gündemin finansal tablolara ilişkin ve buna bağlı konuları içeren maddeleri görüşülerek karara bağlandığını, azınlık pay sahibinin toplantıyı erteleme talebi üzerine toplantı başkanının erteleme kararı vermesinin zorunlu olduğunu, 18.03.2016 tarihli Olağan Genel Kurul toplantı gündeminin ...-...-4-5-6-7-8-9-...-11-... maddelerinde yer alan dava konusu kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini, 18.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan ...-...-4-5-6-7-8-9-...-11-... numaralı kararların dürüstlük kuralına ve ... m. 420’ye açıkça aykırılık teşkil ettiğinden ... m. 445 uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı zamanda Yönetim Kurulu üyesi ve başkan vekili olduğunu, sadece azlık pay sahibi olmadığını, şirketteki bütün mali işlerde söz sahibi olup, yıl sonu finansal tablolar bilanço vs kendisinin de onay verdiği işlemler neticesinde oluştuğunu, kanunun azlığa bilançoların görüşülmesini ertelenmesini isteme hakkını vermesi azlığın, finansal tablo ve bilançoları bu bir aylık sürede detaylı olarak inceleyebilmesini ve genel kurulda buna uygun oy kullanmasını sağlamaya yönelik olduğunu, davacı şirketin tüm iş ve işlemlerinde söz sahibi olduğundan huzurdaki davada hukuki ve ekonomik menfaati bulunmadığını, 18.03.2016 tarihli Genel Kurul şirketin işleyişini sekteye uğratmamak için iyi
niyetli olarak yapılmış olduğu gibi alınan kararlar kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğu, alınan kararların hiçbir ortağın ve davacı tarafın aleyhine hükümler içermediği, ... 451. maddesi gereği kötü niyetle iptal davası açan davacıya karşı şirketin bu sebeple zarara uğraması halinde her türlü yasal hakları saklı kalmak üzere, davanın uzamasının ve dava sonunda Genel Kurul Kararının iptali ihtimalinin davalı şirkete ve davacı dahil tüm şirket ortaklarına daha fazla zarar verebileceğinden ve genel kurulun bir an evvel yenilenebilmesi amacıyla davayı kabul ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıyla davalı şirket arasında menfaat çıkar çatışması bulunduğundan davalı şirketin bu davada temsil edilebilmesi için davalı şirkete temsil kayyımı atanması konusunda ... haftalık kesin süre verilmiş, verilen süre içerisinde temsil kayyımı atanması konusunda davacı tarafça dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ...,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/02/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, Anonim Şirket Genel Kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirkette 166.664/500.000 paya sahip ve aynı zamanda, dava dışı ....ve M... ile birlikte şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesidir.
Davacı, pay sahibi sıfatı ile davalı şirkete karşı eldeki davayı açmış olup, dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği gibi, ilgisi olmamasına rağmen dava dilekçesi davalı şirketi münferiden temsil yetkileri bulunan diğer yönetim kurulu üyelerine de tebliğ edilmiştir.
Uyuşmazlık çıkmadan önce davacının münferiden imza yetkisine sahip olarak 2013 yılında şirket adına verdiği vekaletname ile Av. ... tarafından davalı şirketin davada vekil marifetiyle temsil edilmesi, davalı şirkette temsil boşluğu doğduğu anlamına gelmemektedir.
Zira, davacı eldeki davayı pay sahibi sıfatıyla açmış olup, davalı şirketle arasında menfaat çatışması çıkması olağandır.
Bunun yanısıra, davalı şirketin, münferit imza yetkisine sahip iki yönetim kurul üyesi daha bulunmaktadır ki, bu yönetim kurulu üyeleride davadan bilgi sahibidirler. Diğer ... yönetim kurulu üyesinin münferit imza yetkilerinin varlığı nedeniyle davalı şirkette temsil boşluğu doğmuş değildir.
Davalı şirket, davada diğer ... yönetim kurulu üyesi tarafından temsil edilebileceği gibi, şirket tarafından tayin edilmiş herhangi bir vekile vekaletname verilmek suretiyle vekil tarafından da temsili de mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket, vekili Av. ...’in davada kendisini temsil etmesi yolunu tercih etmiş olup, davacının davayı pay sahibi sıfatıyla açması, davalı şirketin açıklanan şekilde temsilinin mümkün olması karşısında davalı şirkete temsil kayyuma atanmasına gerek bulunmamaktadır.
Davalı şirkete temsil kayyumu atanmasını zorunlu gören ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi kararı açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksundur.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile istinaf kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz..
11. Hukuk Dairesi 2017/4621 E. , 2019/1294 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 13 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 17 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 12 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 7 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat