9. Hukuk Dairesi 2015/22489 E. , 2018/18737 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının davalı iş yerinde 08/04/2000 tarihinden iş akdinin fesh edildiği 15/11/2010 tarihine kadar sulama teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak fesh edildiğini, müvekkilin en son ücretinin 940,00 TL olduğunu, mesai saatlerinin 08:00 - 18:00 saatleri arasında olduğunu, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davalı tarafından davacının çalıştığı süre boyunca nisan ve ekim ayları arasında hafta tatili kullandırılmadığı gibi ücretinin de ödenmediğini, tüm genel tatillerde çalışmasına rağmen ücretinin ödenmediğini, iş akdinin davalı iş veren tarafından haksız ve önelsiz olarak fesh edildiğini buna rağmen ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, davalıya dava konusu alacakların ödenmesi için ihtarname gönderildiğini ancak ödemelerin yapılmadığını, davalının 24/12/2010 tarihinde temerrüde düşürüldüğünü, müvekkile 2009 ve 2010 yılları haricinde yıllık izin kullandırılmadığı gibi ücretinin de ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; alacakların zaman aşımına uğradığını, iş akdinin müvekkil tarafından haklı olarak fesh edildiğini, davacının ücret iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, ... ya bildirilen kayıtlardaki ücretin geçerli olduğunu, davacının tüm yıllık izinleri kullandığını, ... saatlerinin ise 09:00 – 17:00 arasında olduğunu, davalı iş yerinde hafta tatillerinde ... olmadığını, davacının çalıştığı tüm süre boyunca hafta tatillerini kullandığını, müvekkil iş yerinde genel tatillerde ... olmadığını, davacının bu yöndeki taleplerinin gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hafta tatili ücretinin hesabı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla ... sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 9.H.D. 23.5.1996 gün 1995/37960 E, 1996/11745 K.). Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, ... karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir.
Yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda hafta tatili ücretinin, hafta tatilinde çalışılmışsa, ... karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hafta tatili ücretinin 2.5 katsayı üzerinden hesaplanması hatalıdır.
3-Davacı dava dilekçesinde, tüm genel tatillerde çalışmasına rağmen ücretinin ödenmediğini iddia etmiş ve iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıklarının beyanları, davacının bu iddiasını ispata elverişli olmadığı gibi davacı bu iddiasını ispata yarar başkaca delilde sunmamıştır. İspatlanamayan ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
4- Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin fazla ..., hafta tatili ve genel tatil ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda karineye dayalı makul bir indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Bu durum hafta tatili ve genel tatil ücretleri içinde geçerlidir.
Yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda, davacının talep ettiği fazla mesai ve hafta tatili ücreti talepleri, tanık deliline dayanarak hesaplandığı halde, bu alacaklardan hakkın özünü etkilemeyecek şekilde, karineye dayalı makul bir indirim yapılmamasıda isabetsizdir.
5-Davacı davalı işyerinde 10 yıl 7 ay 7 gün çalışmış ve bu çalışmanın ilk 3 yılı 1475 sayılı İş Kanunu döneminde geçmiştir. Buna göre 1475 sayılı yasa dönemindeki 3 yıl için 36 gün, 4857 sayılı İş Kanunu dönemindeki devam eden 2 yılı için 28 gün ve son 5 yıl için 100 gün olmak üzere toplam 164 gün için davacının yıllık izin hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdemine göre hak kazandığı yıllık ücretli izin günü, 150 gün olarak hesaplanmış ve davacı bu hususu benimsemiş, temyizede getirmemiştir. Açıklanan nedenle davacının hak ettiği yıllık izin süresinin 150 gün olduğu hususunda davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Diğer taraftan davacı dava dilekçesinde, 2009 ve 2010 yılı haricinde yıllık izinlerini kullanmadığını beyan ettiğinden, davacının son 2 yıl için 40 gün izin kullandığı kabul edilerek sonuç itibariyle, bakiye 110 gün üzerinden hesaplanacak yıllık izin ücretinin hüküm altına alınması gerekirken, kullanıldığı beyan edilen izinler mahsup edilmeksizin sonuca gidilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
6-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi 2015/22489 E. , 2018/18737 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 22 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 32 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 11 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 45 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 34 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 21 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 47 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 27 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 27 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen İctihat
-
- 0 Cevaplar
- 12 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat