13. Hukuk Dairesi 2018/6625 E. , 2019/19 K.


Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

13. Hukuk Dairesi 2018/6625 E. , 2019/19 K.


'İçtihat Metni'

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı ... ile evli oldukları sırada ... ilçesi, Işık mah. 98 parsel sayılı taşınmazın davalı bankadan kullanılan konut kredisi ile satın alındığını, kullanılan konut kredisi karşılığında davalı banka lehine borçlu ... adına 07.12.2009 tarih ve 27150 yevmiye numaralı ipoteğin tesis edildiğini, ödemenin devam ettiği sırada tarafların boşandıklarını, taşınmazın yarı hisse borcunun faiz ve cezalarla birlikte 122.646,99 TL'sinin ... adına bankaya yatırıldığını, ...'ın da tapudan taşınmazı adına devrettiğini, devir ile birlikte davalı banka ile 22.03.2011 tarihli 120.000,00 TL bedelli konut kredisi sözleşmesini imzaladığını ve davalı banka lehine 22.03.2011 tarih ve 9276 yevmiye numaralı yeni bir ipotek tesis edildiğini, devirden sonra düzenli olarak ödemeleri yaptığını, aralarında fiili ve hukuki ilişki yokken boşandıktan sonra ...'ın bankanın başka bir şubesinden bireysel kredi kullandığını ve borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı bankaca aleyhine yapılan icra takibinde tarafına ait banka lehine ipotekli taşınmaz üzerine şerh konulduğunu, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek 13.İcra Müdürlüğü'nün 2013/940 sayılı dosyasına borçlu olmadığının tespitine, kendisi yönünden takibin iptaline, ... adına konulan ipoteğin fekkine ve lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının ... 13.İcra Müdürlüğü'nün 2013/940 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve bu takibin davacı yönünden iptaline, ... adına konulan ipoteğin fekkine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayda, davacının eski eşi olan dava dışı ...'ın davalı banka ile 24.11.2009 tarihli konut finansmanı kredisi sözleşmesi imzaladığı ve bu kredi gereği maliki olduğu taşınmaz üzerine davalı banka lehine 1.dereceden üst sınır ipoteği tesis edildiği, sonrasında bu taşınmazın davacıya devredildiği ve davacı tarafça bankadan 22.03.2011 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile 120.000,00 TL bedelli kredi kullanıldığı ve aynı taşınmaz üzerine davalı banka lehine 2.dereceden serbest derece ipotek tesis edildiği ve ... adına açılmış kredi sözleşmesinin ödenerek kapatıldığı, sonrasında ...'ın davalı bankadan kullanmış olduğu 25.03.2011 tarihli 30.000,00 TL bedelli tüketici kredisinin taksitlerinin ödenmemesi üzerine ... ve davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı anlalşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık tüketici finansmanı konut kredisi kapsamında tesis edilen ipotek ve bu ipoteğe dayanılarak başlatılan takipten kaynaklanmakta olup, davacı tarafın dava konusu bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olduğunun ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görev konusu, kamu düzenine ilişkin olup, re'sen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak olmaz. O halde mahkemece, müstakil Tüketici Mahkemesi var ise davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi yok ise ara kararı ile uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2019 Yılı Kararları” sayfasına dön