6. Hukuk Dairesi 2015/10838 E. , 2016/7087 K.

Kilitli
Kullanıcı avatarı
İctihat
Mesajlar: 681327
Kayıt: 30 Mar 2021, 02:46

6. Hukuk Dairesi 2015/10838 E. , 2016/7087 K.


'İçtihat Metni'

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiraya veren tarafından açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı ile imzalanan 03.06.2013 tarihli ile davalıya plakalı aracın kiralandığını, aracın davalı şirket çalışanının kullanımında iken 05.09.2013 tarihinde çalındığını, çalınma şekli nedeniyle davalı çalışanının ağır ihmali olduğunu ve sigorta kapsamı dışında kaldığını, davalının iade borcunu yerine getiremeyeceği için şimdilik araç bedeli olan 33.840,00-TL maddi zararının ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta poliçesinde araç anahtarının üzerinde unutulması sebebiyle aracın kaybolması durumunda dahi %50 sorumluluk yüklenmesine rağmen araç bedelinin tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, aracın kaybolması nedeniyle oluşan zarardan sigorta şirketinin sorumlu olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava kendisine ihbar edilen sigorta şirketi vekili ise sunduğu cevap dilekçesinde; kazanın kasko poliçesi ile teminat altına alınan hasar olmadığını, poliçenin muafiyetler kısmının açık olduğunu, hırsızlık olayının poliçe ile kararlaştırılanın aksine kalabalık bir lokantada masanın üzerinde açık olarak bırakılan anahtarın çalınması ile oluştuğunu, kendi hakkında hüküm kurulmamasını istemiştir. Mahkemece, davacı kiralayan şirketin davaya konu hırsızlık olayı ile ilgili herhangi bir savcılığa şikayette bulunmadığı, mahkemenin 19/02/2015 tarihli ara kararı ile iki hafta kesin süre verilmesine rağmen bu yönde delil ibraz edilmediği, davalı şirket çalışanının olayın akabinde karakola gitmek suretiyle şikayetçi olduğu, olayın lokantada masanın üzerinde bırakılan anahtarın çalınması suretiyle gerçekleştirildiği, olayın oluş şekli nedeniyle davalı şirkete özensiz davrandığından bahisle kusur yüklemenin mümkün bulunmadığı, davacı tarafça sigorta şirketi aleyhine dava açılmadığı, sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesinin muafiyetler başlıklı kısmında yer alan anahtarların çalınması yöntemine ilişkin itirazına dayanarak dava açılmadığı herhangi bir hukuki girişimde bulunulmadığı, sözleşmenin 5.4.2.bendindeki koşulun gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 03.06.2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 4-3.maddesinde ‘’ kullanıcı aracı kullanırken her türlü sigorta ve teminat dahilinde olan riskleri önlemek veya minimize etmek için gerekli özeni gösterecek, mevzuata ve sözleşmede belirlenen koşullara uygun olarak
./..
kullanacaktır. Kiracı, aracın kötü veya yanlış kullanımından kaynaklanan her türlü zararı tazmin etmekle yükümlüdür.’’, 5-4-2.maddesinde ise ‘’aracın çalınması halinde sigorta tarafından ödenen bedel ile aracın çalınma tarihlerindeki piyasa değeri arasındaki fark kiracı tarafından kiraya verene ödenecek.’’ hükümleri kararlaştırılmıştır. Davalı şirket çalışanı 05.09.2013 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek hırsızlık şikayetinde bulunmuş, restoranda masanın üzerinde bıraktığı anahtarın çalındığını bildirmiştir. Taraflar arasında aracın davalı şirketin çalışanı Sitesinde bulunan lokantada yemek yerken masanın üzerinde bırakılan araç anahtarının alınarak çalındığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Oluşan zararın aracın çalınma şekli nedeniyle sigorta şirketi tarafından karşılanmadığı açık olup, Mahkemenin kabulünün aksine kiracının çalışanı tarafından hırsızlık olayı ile ilgili yetkili mercilere şikayette bulunulmuş olması yeterlidir. Kiraya verenin ayrıca şikayette bulunmaması nedeniyle sorumlu olacağı düşünülemez. Bu durumda davalı kiracı şirket, çalışanının özensiz davranışı nedeniyle kusurlu olup, meydana gelen zarardan sorumludur. Mahkemece davalı kiracının kusurlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




Kilitli
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“2016 Yılı Kararları” sayfasına dön