9. Hukuk Dairesi 2017/10281 E. , 2019/1192 K.
Gönderilme zamanı: 18 Kas 2021, 20:30
9. Hukuk Dairesi 2017/10281 E. , 2019/1192 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı Şirket vekili, müvekkili Şirketin işçisi ...’ın şikâyeti üzerine davalı Kurumun, 99601485-315-10468 sayılı kararı ile şikayetçi işçi ...'ın 21.03.2015 tarihine kadar 08:00-20:00 saatleri arasında haftanın dört günü çalıştırıldığını, üç günü istirahat ettirildiğini, 21.03.2015 tarihinden sonra ise 08:00-17:00 şeklinde çalışma düzenine geçildiğini, yeni çalışma düzeni konusunda işçinin muvafakatinin alınmadığını, ayrıca yapılan hizmet akdi fesih işleminin yerinde olmadığını, buna istinaden ihbar ve kıdem tazminatının şikayetçi işçiye ödenmesi gerektiği kararına varıldığını, müvekkili Şirketin faaliyet gösterdiği alanın tekstil boyahanesi olup, İş Kanunu ve Yönetmeliklere göre günlük 8 saati aşmayacak şekilde çalıştırılması zorunluluğunun olduğunu, önceki uygulaması kanuna ve yönetmeliğe aykırı olduğundan günlük çalışma saatlerinin 08:17:00 olarak düzenlendiğini, bu husus yasa ve yönetmeliğin emredici hüküm olduğundan işçinin muvafakati aranmaksızın işveren tarafından gözetilmek ve uygulanmak zorunda olduğunu, davalı kurumun tespitinin yasaya ve yönetmeliğe aykırı olduğunu iddia ederek 99601485-315-10468 sayılı tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iptali talep edilen tutanağın 4857 sayılı yasanın 92/son maddesine göre düzenlenen bir tutanak olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, iptali istenen ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün 24/04/2015 tarih ve 99601485-315-10468 tarihli raporun 4857 sayılı Yasanın 92/son maddesinde belirtildiği gibi iş müfettişlerince düzenlenmediği, raporun davalı kurum memurları tarafından tutulan bir tutanak olduğu, yasanın belirlediği şekilde iş müfettişleri tarafınca tutulan bir tutanak olmadığından kurum memurlarınca tutulan tutanağın aynı yasaya dayalı olarak iptalinin istenmesi yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün işçi alacağına ilişkin tespiti içeren tutanağına yönelik açılan davalarının hukuki niteliği ile buna bağlı olarak dava şartının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 91. maddesinin 2. fıkrasında, “30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 10. maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir” denilmiştir.
Aynı Kanun'un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan dava çeşitleri 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 105. ila 113. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eda davası, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmışken, tespit davası ise mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasına göre iş müfettişi raporlarına karşı açılan davalar, işçilerin bireysel başvuruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşıdır. Bu tespite işçi tarafından, yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava eda davası karakterindedir. Söz konusu tespite işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava menfi tespit davası niteliğindedir. Bu son halde kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit davaları için ayrıca araştırılan hukuken korunmaya değer güncel bir yarar koşulunun bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir.
Görüldüğü üzere, iş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davalar, yerine göre eda davası yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olup, her halükarda bu davaların tarafları işçi ve işverendir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bu davalarda taraf sıfatı bulunmamaktadır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Bölge Müdürlüklerinin (eski adıyla Bölge Çalışma Müdürlüklerinin) 02/11/2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 665 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile lağvedildiği, yani kapatıldığı, illerde bulunan İş Kur İl Müdürlüklerinin isminin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü olarak değiştirildiği, Bakanlık bölge müdürlükleri tarafından yürütülen iş ve işlemler de dahil Bakanlığın mevzuattan kaynaklanan ve taşrada yürütülmesi gereken görevlerinin artık bu il müdürlükleri tarafından yürüteceği düzenlenmiş olup, bu kapsamda işçiler tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları konularında daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Bölge Müdürlüklerine yapılan ihbar ve şikayet başvurularının artık illerde bulunan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri ile bazı ilçelerde bulunan hizmet merkezlerinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işveren ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce davacı Şirket çalışanı olan dava dışı şikâyetçi işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağının bulunduğuna dair tespiti içeren tutanağa karşı dava açılmış olup, bu davanın tarafı işçi ve işverendir. Davalı kurumun bu davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Öte yandan 02/11/2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 665 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemeler göre uyuşmazlık konusu tutanağın iş müfettişince düzenlenmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü 4857 sayılı Kanun ile öngörülen amacı aşan şekilci bir yorum olacaktır ki bu yönüyle de mahkeme kabulü isabetsizdir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalı Kurumun taraf sıfatı bulunmadığından davalı mevkîinden çıkarılarak şikâyetçi işçinin davaya dahil edilip davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı Şirket vekili, müvekkili Şirketin işçisi ...’ın şikâyeti üzerine davalı Kurumun, 99601485-315-10468 sayılı kararı ile şikayetçi işçi ...'ın 21.03.2015 tarihine kadar 08:00-20:00 saatleri arasında haftanın dört günü çalıştırıldığını, üç günü istirahat ettirildiğini, 21.03.2015 tarihinden sonra ise 08:00-17:00 şeklinde çalışma düzenine geçildiğini, yeni çalışma düzeni konusunda işçinin muvafakatinin alınmadığını, ayrıca yapılan hizmet akdi fesih işleminin yerinde olmadığını, buna istinaden ihbar ve kıdem tazminatının şikayetçi işçiye ödenmesi gerektiği kararına varıldığını, müvekkili Şirketin faaliyet gösterdiği alanın tekstil boyahanesi olup, İş Kanunu ve Yönetmeliklere göre günlük 8 saati aşmayacak şekilde çalıştırılması zorunluluğunun olduğunu, önceki uygulaması kanuna ve yönetmeliğe aykırı olduğundan günlük çalışma saatlerinin 08:17:00 olarak düzenlendiğini, bu husus yasa ve yönetmeliğin emredici hüküm olduğundan işçinin muvafakati aranmaksızın işveren tarafından gözetilmek ve uygulanmak zorunda olduğunu, davalı kurumun tespitinin yasaya ve yönetmeliğe aykırı olduğunu iddia ederek 99601485-315-10468 sayılı tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iptali talep edilen tutanağın 4857 sayılı yasanın 92/son maddesine göre düzenlenen bir tutanak olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, iptali istenen ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün 24/04/2015 tarih ve 99601485-315-10468 tarihli raporun 4857 sayılı Yasanın 92/son maddesinde belirtildiği gibi iş müfettişlerince düzenlenmediği, raporun davalı kurum memurları tarafından tutulan bir tutanak olduğu, yasanın belirlediği şekilde iş müfettişleri tarafınca tutulan bir tutanak olmadığından kurum memurlarınca tutulan tutanağın aynı yasaya dayalı olarak iptalinin istenmesi yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün işçi alacağına ilişkin tespiti içeren tutanağına yönelik açılan davalarının hukuki niteliği ile buna bağlı olarak dava şartının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 91. maddesinin 2. fıkrasında, “30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 10. maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir” denilmiştir.
Aynı Kanun'un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan dava çeşitleri 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 105. ila 113. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eda davası, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmışken, tespit davası ise mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasına göre iş müfettişi raporlarına karşı açılan davalar, işçilerin bireysel başvuruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşıdır. Bu tespite işçi tarafından, yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava eda davası karakterindedir. Söz konusu tespite işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava menfi tespit davası niteliğindedir. Bu son halde kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit davaları için ayrıca araştırılan hukuken korunmaya değer güncel bir yarar koşulunun bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir.
Görüldüğü üzere, iş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davalar, yerine göre eda davası yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olup, her halükarda bu davaların tarafları işçi ve işverendir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bu davalarda taraf sıfatı bulunmamaktadır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Bölge Müdürlüklerinin (eski adıyla Bölge Çalışma Müdürlüklerinin) 02/11/2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 665 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile lağvedildiği, yani kapatıldığı, illerde bulunan İş Kur İl Müdürlüklerinin isminin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü olarak değiştirildiği, Bakanlık bölge müdürlükleri tarafından yürütülen iş ve işlemler de dahil Bakanlığın mevzuattan kaynaklanan ve taşrada yürütülmesi gereken görevlerinin artık bu il müdürlükleri tarafından yürüteceği düzenlenmiş olup, bu kapsamda işçiler tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları konularında daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Bölge Müdürlüklerine yapılan ihbar ve şikayet başvurularının artık illerde bulunan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri ile bazı ilçelerde bulunan hizmet merkezlerinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işveren ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce davacı Şirket çalışanı olan dava dışı şikâyetçi işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağının bulunduğuna dair tespiti içeren tutanağa karşı dava açılmış olup, bu davanın tarafı işçi ve işverendir. Davalı kurumun bu davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Öte yandan 02/11/2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 665 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemeler göre uyuşmazlık konusu tutanağın iş müfettişince düzenlenmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü 4857 sayılı Kanun ile öngörülen amacı aşan şekilci bir yorum olacaktır ki bu yönüyle de mahkeme kabulü isabetsizdir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalı Kurumun taraf sıfatı bulunmadığından davalı mevkîinden çıkarılarak şikâyetçi işçinin davaya dahil edilip davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.