ANAYASA MAHKEMESİNİN 2007 YILINDA TÜKETİCİ HUKUKUNA İLİŞKİN VERDİĞİ KARAR


Genel Olarak Tüketici Hakları, Tüketici Hakem Heyetleri, Tüketici Mahkemeleri ve Tüketici hukuku davaları, Yargı Kararları, Tüketici Başvuru Dilekçe Örnekleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hepsihukuk
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 2277
Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
İletişim:

27 Aralık 2007 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 26739

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2007/53
Karar Sayısı : 2007/61
Karar Günü : 31.5.2007

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Isparta Tüketici Sorunları Hakem Heyeti

İTİRAZIN KONUSU: 23.2.1995 günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6.3.2003 günlü, 4822 sayılı Kanun’la değişik 22. maddesinin yedinci fıkrasının Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 3., 9., 11., 36., 37., 140., 141., ve 142. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I - OLAY
Türk Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. tarafından telefon faturalarını ödemeyen borçlu aleyhine yapılan icra takibinin borçlunun itirazıyla durdurulması üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetine yapılan itirazın kaldırılması başvurusunun incelenmesi sırasında Kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Hakem Heyeti, iptali için başvurmuştur.

II - İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
23.2.1995 günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 sayılı Kanun’la değişik 22. maddesinin, itiraz konusu yedinci fıkrası şöyledir:

“25 inci maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır”.

III - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu kural ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır”.
Buna paralel olarak düzenlenen 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre de,
“Bir davaya bakmakta olan mahkeme:
1. O dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse, bu yoldaki gerekçeli kararı; veya,
2. Taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan kararı;
Dosya muhtevasını mahkemece bu konu ile ilgili görülen belgelerin tasdikli örnekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderir”.
Buna göre, görülmekte olan davada uygulanacak kuralı Anayasaya aykırı görerek veya tarafların Anayasa'ya aykırılık savlarını ciddi bularak Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak merciin bir “mahkeme” olması zorunludur.
Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüş, 138-158. maddelerinde “Genel Hükümler” ve “Yüksek Mahkemeler” başlıkları altında yargı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu maddelerde Yüksek Mahkemeler ile bunların başında bulundukları yargı düzenleri sayılmış ve mahkemeler ile hakimlik ve savcılık mesleğinin temel kuralları belirlenmiştir.
Yargı yetkisini Türk Milleti adına kullanacak olan bir merciin mahkeme olarak kabul edilmesi için kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yasayla düzenlenmesi, karar organlarının hakimlerden teşekkül etmesi, yargılama tekniklerini uygulayarak ve genelde dava yolu ile uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıkları çözümlemekle görevli olması, görev yapan üyelerin atanmalarının, hak ve ödevlerinin, emekliye ayrılmalarının, Anayasa'nın öngördüğü mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre düzenlenmiş olması ve Anayasa’da sayılan ve başında bir yüksek mahkemenin bulunduğu yargı düzenlerinden birinde yer alması gereklidir.
Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ise, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un değişik 22. maddesine göre, illerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur, ilçelerde kaymakam veya görevlendireceği bir memur başkanlığında, belediye, baro, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odası ve tüketici örgütlerinden seçilerek görevlendirilecek beş kişiden oluşmaktadır.
Buna göre, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri, yargı organlarının ve mensuplarının Anayasa’da belirtilen niteliklerine sahip değildirler.
Bu nedenlerle başvuran Tüketici Sorunları Hakem Heyeti “mahkeme” niteliği taşımadığından, itirazın başvuranın yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

IV - SONUÇ
23.2.1995 günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6.3.2003 günlü, 4822 sayılı Yasa ile değiştirilen 22. maddesinin yedinci fıkrasına ilişkin başvurunun, başvuranın yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 31.5.2007 gününde karar OYBİRLİĞİYLE verildi.

Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU

Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Cafer ŞAT

Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK

Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Tüketici Hukuku & Hakları” sayfasına dön