Telefon, Su, Elektrik Gibi Aboneliklere İlişkin Yargıtay Kararları


Genel Olarak Tüketici Hakları, Tüketici Hakem Heyetleri, Tüketici Mahkemeleri ve Tüketici hukuku davaları, Yargı Kararları, Tüketici Başvuru Dilekçe Örnekleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hepsihukuk
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 2277
Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
İletişim:

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/3721
K. 2002/4000
T. 16.4.2002
İTİRAZIN İPTALİ (Davalının Ödemediği Telefon Borcu İçin Yapılan İcra Takibine Vaki İtiraz)
TELEFON BORCUNUN ÖDENMEMESİ (Bilirkişi İncelemesi Yaptırılmak Suretiyle Borç Miktarının Belirlenmesi)
ABONE KAYDI (Taraflar Arasındaki Uyuşmalzığın Telefonun Abone Kaydından Kaynaklanmaması-Borcun Ödenmemesinden Kaynaklanan Uyuşmazlık Olması Nedeniyle Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması)
BİLİRKİŞİ (Taraflar Arasındaki Uyuşmalzığın Telefonun Abone Kaydından Kaynaklanmaması-Borcun Ödenmemesinden Kaynaklanan Uyuşmazlık Olması Nedeniyle Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması)
2004/m.67
ÖZET: Taraflar arasında dava konusu telefonun abone kaydından kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunmadığı, ihtilafın davalının telefon borcunu ödememesinden meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dava konusu telefon borcundan dolayı ( davalının kabul beyanı da dikkate alınarak ) gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle bir sonuca varmak olmalıdır.
DAVA: Dava dilekçesinde 126.018.792 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR: Davada, davalının ödemediği telefon borcunun tahsili talep edilmektedir.
Davalı ise cevabında, telefon telinin kopması nedeniyle borcunu ödemediğini, dava konusu telefonun kendisi adına kayıtlı olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; kesin mehile rağmen davacı vekili tarafından abone sözleşmesinin ibraz edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasında dava konusu telefonun abone kaydından kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunmadığı, ihtilafın davalının telefon borcunu ödememesinden meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dava konusu telefon borcundan dolayı (davalının kabul beyanı da dikkate alınarak) gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle bir sonuca varmak olmalıdır.
Belirtilen nedenlerle ve eksik inceleme ile verilen karar doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.4.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/6751
K. 2010/1572
T. 23.3.2010
BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ (Davacı Tarafın Abone Olmaksızın Davalı İdare Tarafından Sunulan Elektrik Enerjisinden Yararlandığı Gözetildiğinde 3065 S. Katma Değer Vergisi Kanunu’na Göre KDV Matrahına Dahil Olan Enerji Dağıtım Hizmet Bedelinin KDV’sinden de Sorumlu Olacağı)
ABONE OLMAKSIZIN ELEKTRİK ENERJİSİNDEN YARARLANMA (3065 S. Katma Değer Vergisi Kanunu’na Göre KDV Matrahına Dahil Olan Enerji Dağıtım Hizmet Bedelinin KDV’sinden de Sorumlu Olacağı)
KATMA DEĞER VERGİSİNDEN SORUMLULUK (Borçlu Olmadığının Tespiti – Davacı Tarafın Abone Olmaksızın Davalı İdare Tarafından Sunulan Elektrik Enerjisinden Yararlandığı/KDV Matrahına Dahil Olan Enerji Dağıtım Hizmet Bedelinin KDV’sinden de Sorumlu Olacağı)
818/m.41
ÖZET: Dava, haksız kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelleri kadar borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafın kaçak elektrik kullanımından dolayı davalı idareye … TL tüketim bedeli, … TL belediye vergisi ve … TL KDV olmak üzere toplam … TL borçlu olduğunun belirlendiği, ancak KDV tahakkukunun yerinde olmadığının açıklandığı, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın KDV bedelinden sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın abone olmaksızın davalı idare tarafından sunulan elektrik enerjisinden yararlandığı gözetildiğinde, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre KDV matrahına dahil olan enerji dağıtım hizmet bedelinin KDV’sinden de sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
KARAR: Dava haksız kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelleri kadar borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1-) İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile fazla alınan 90,85 TL’nin istenmesi halinde davacı tarafa iadesine,
2-) Davalı tarafın temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan deliller ile yargılama sırasında görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacı tarafın kaçak elektrik kullanımından dolayı davalı idareye 22.971,95 TL tüketim bedeli, 578.48 TL belediye vergisi ve 4.329,08 TL KDV olmak üzere toplam 27.789,51 TL borçlu olduğunun belirlendiği, ancak KDV tahakkukunun yerinde olmadığının açıklandığı, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın KDV bedelinden sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın abone olmaksızın davalı idare tarafından sunulan elektrik enerjisinden yararlandığı gözetildiğinde, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre KDV matrahına dahil olan enerji dağıtım hizmet bedelinin KDV sinden de sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
SONUÇ: Hal böyle olunca mahkemece az yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükümün BOZULMASINA, peşin ödenen 121,20 TL harcın istenmesi halinde davalı tarafa iadesine, 23.3.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1999/13-849
K. 1999/886
T. 27.10.1999
ABONE OLMAYAN KİRACININ ELEKTRİK KULLANIMI (Abone Olmasa Dahi Elektrik Tüketim Bedelinden Fiilen Kullanan Kişinin de Abonenin Yanında Sorumlu Olacağı – Abone Olmadan Elektirik Kullananın Eylemsel Sözleşme İlişkisine Girdiğinin Kabulü)
KİRACININ ELEKTRİK KULLANIMI (Abone Olmadan Elektirik Kullananın Eylemsel Sözleşme İlişkisine Girdiğinin Kabulü)
EYLEMSEL SÖZLEŞME İLİŞKİSİ (Davalı Yaşamında Önem Taşıyan Bir Edimden Yararlanmakla Fiili Sosyal Tipli Bu Davranışı Nedeniyle Eylemsel Sözleşme İlişkisinin Kurulduğunun Kabulü Gereği – Abone Olmayan Kiracının Elekrik Kullanımı)
Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği/m. 46/b
ÖZET: Elektrik Tarifeler Yönetmeliği’nin 45/b. maddesi hükmüne göre abone olmasa dahi elektrik tüketim bedelinden fiilen kullanan kişinin sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda tüketilen elektrik bedelinden abonenin yanında elektrikten yararlanan kiracıların mükerrer tahsilata meydan verilmemek koşulu ile sorumlu olacaklarının kabulü gerekir.
DAVA: Taraflar arasındaki “itirazın iptali ve tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 17.11.1998 tarih ve 1998/270 E., 98/627 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 11.02.1999 tarih ve 1999/481 E., 1999/803 K. sayılı ilamı ile; ( … Davacı, davalının dava dışı H. D. adına abone kaydı bulunan taşınmazda kiracı olduğunu, kullanmış olduğu elektrik bedelini ödemediğini, tahsil için yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kullanımı altında bulunan işyerini davacı elektrik kurumu ile abone sözleşmesi bulunan H. D.den devraldığını, Elektrik Abone Sözleşmesi’nin tarafı olmadığını, o nedenle husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir. Davalının, kiralananda kiracı olarak oturduğu dönemde dava dışı H. D. adına abone kaydı olan elektriği kullandığı konusunda yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının bu şekilde kullandığı elektrik bedelinden sorumlu olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Elektrik Tarifeler Yönetmeliği’nin 45/b. maddesi hükmüne göre abone olmasa dahi elektrik tüketim bedelinden fiilen kullanan kişinin sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda tüketilen elektrik bedelinden abonenin yanında elektrikten yararlanan kiracıların mükerrer tahsilata meydan verilmemek koşulu ile sorumlu olacaklarının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemenin elektrik bedelinin münhasıran aboneden tahsiline ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Öyleyse bu durumda işin esası incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davanın husumet nedeniyle reddedilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır… ) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 11.02.1999 tarih ve 1999/481 E., 1999/803 K. sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davalının toplumsal tipteki eylemi ile belli bir tarifeye göre topluma açık bulunan bir elektrik kullanma olanağından eylemsel olarak usulsüz yararlandığının kanıtlanmasına diğer bir anlatımla davalının eylemi gelişen günümüz toplumunun vazgeçilmez gereksinmelerini “edim yükümü” olarak konu edinmiş sözleşmelere yönelik bulunmasına, böylece davalının, yaşamında önem taşıyan bir “edimden” yararlanmakla fiili sosyal tipli bu davranışı nedeni ile hakkında “eylemsel sözleşme ilişkisinin” kurulduğunun kabulü gerekmesine kaldı ki, davalının usulsüz elektrik kullanmaya ilişkin davranışının başlamasıyla az yukarıda açıklananların ışığı altında Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği’nin 46/b maddesi hükmünün hukuk alanına doğrudan dahil olmuş sayılacağına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.10.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/5395
K. 2001/9448
T. 15.10.2001
KAÇAK ELEKTRİK KULLANIMI (Kaçak Elektrik Tüketim Tesbit Tutanağının Aksi Kanıtlanmadıkça Geçerli Kabul Edileceği)
TUTANAĞIN GEÇERLİ OLMASI (Kaçak Elektrik Tüketim Tesbit Tutanağının Aksi Kanıtlanmadıkça)
İTİRAZIN İPTALİ TALEBİ (Kaçak Elektrik Kullanımına Dayalı İcra Takibine İtirazda)
ABONE OLMAYAN KULLANICININ KAÇAK ELEKTRİK TÜKETİMİ (Kaçak Elektrik Tüketim Tesbit Tutanağının Geçerliliği)
818/m.41
2004/m.67
ÖZET: Kaçak elektrik kullanılması aynı zamanda suç niteliği de taşıyan bir haksız eylemdir. Görevliler tarafından düzenlenen kaçak elektrik tüketim tesbit tutanakları aksi kanıtlanmadıkça geçerli olan belgelerdendir. Davalı, savunmasında bildirdiği hususları kanıtlayabilecek hiçbir delil sunmadığına göre bu tutanağın aksi kabul edilemez.
DAVA: Davacı Tedaş Samsun Elektrik Dağıtım Müessesesi vekili Avukat İsmail Kırcı tarafından, davalı Adil K. aleyhine 1.9.1999 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27.2.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR: Dava, kaçak elektrik kullanılması nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Olaya ilişkin olan 21.10.1997 tarihli tutanakta, “Yaşar D.” isimli kişi abone olarak gösterilmiş ve kaçak elektriği kullanan kişi olarak da davalının adı yazılmıştır. Adı geçen ile davalı aleyhine yapılan icra takibine davalının itiraz ettiği, Yaşar Duman’a ise tebligat yapılamadığı ve adresinin araştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı icra takibine itiraz ederken “elektriği kar amacıyla kullanmadığını ve çalıştırmadığını, abone olmadığını” bildirmiş; bu davaya ilişkin savunmasında ise, elektrik borcunun kahvehaneye ait olduğunu, burayı davadışı üçüncü bir kişinin işlettiğini, elektriği kullanan kişinin kendisi olmadığını savunmuştur. Yerel mahkemece davalının o işyeri ile bir bağlantısı bulunmadığı, abonenin Yaşar D. olduğu belirtilerek dava reddedilmiştir.
Dosyada mevcut faturalardan ve 21.10.1997 tarihli tutanaktan Yaşar D.ın 1994 ve 1995 yılında bu işyerinde elektrik abonesi olduğu ve 9910 endeks no.suna kadar aboneliğini devam ettirdiği ve borcu nedeniyle anılan endekste işyerinin elektriğinin kesilmiş olduğu, olay gününde sayaç endeksinin 14734’e yükselmiş olduğunun ve kaçak elektrik kullanıldığının belirlendiği, tutanakta davalı işçisinin adı da yazılarak ( davalı veya işçisi tarafından ) imzalanmış olduğu, dinlenen zabıt mümzisi tanık Sami Coşkun’un samimi anlatımından ise, abone isminin kurum kayıtlarına dayanılarak yazıldığı, işyerini işleten kişinin isminin ise araştırılarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Kaçak elektrik kullanılması aynı zamanda suç niteliği de taşıyan bir haksız eylemdir. Görevliler tarafından düzenlenen kaçak elektrik tüketim tesbit tutanakları aksi kanıtlanmadıkça geçerli olan belgelerdendir. Davalı, savunmasında bildirdiği hususları kanıtlayabilecek hiçbir delil sunmadığına göre bu tutanağın aksi kabul edilemez. Kaldı ki davalının icra takibine itiraz dilekçesindeki tevilli anlatımından ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden de olay gününde işyerini davalının işlettiği kanaati oluşmaktadır. Şu durum karşısında sorumluluk kapsamı belirlenerek itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece davanın reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/14085
K. 2007/984
T. 29.1.2007
ABONE OLMAYANLARA CEZA VERİLMESİ (Genel Kurulda Kabul Edildiği Halde Genel Kurul Kararına Dayanmadığı Gerekçesiyle Yönetim Kurulunun Bu Konulara İlişkin Maddelerinin İptaline Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği)
BÜTÇENİN GENEL KURULDA KABUL EDİLMESİ (Genel Kurul Kararına Dayanmadığı Gerekçesiyle Yönetim Kurulunun Bu Konulara İlişkin Maddelerinin İptaline Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği – Su Saati Bağlatarak Abone Olmayanlara Ceza Verilmesi)
KOOPERATİFTE SU SAATİ BAĞLATILMASI (Abone Olmayanlara Ceza Verilmesi – Genel Kurulda Kabul Edildiği Halde Genel Kurul Kararına Dayanmadığı Gerekçesiyle Yönetim Kurulunun Bu Konulara İlişkin Maddelerinin İptaline Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği)
1163/m.42,51,55
ÖZET: Tahmini bütçenin alt kısmında su saati bağlatarak abone olmayanlara veya suyu kesilen üyelere …milyon lira ceza uygulanacağı, ikinci kez tekrarında su veren üyenin de suyunun kesileceği, mühürleri bozanlara da … milyon lira ceza verileceği hususları yer aldığı ve bütçe genel kurulda kabul edildiği halde genel kurul kararına dayanmadığı gerekçesiyle yönetim kurulunun bu konulara ilişkin maddelerinin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
DAVA: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2005 tarih ve 2003/681 – 2005/275 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı kooperatifin 11.05.2003 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 10 uncu maddesinde su saatlerinin bağlanması ve ücretlerin tespiti için yapılan oylama sonucunda bu hususun reddedildiğini, vekaletnamelerde sorun olduğu belirtilerek aynı konuda ikinci kez oylama yapılması istenmesi üzerine müvekkilinin ikinci oylama yapılamayacağına dair muhalefet şerhi niteliğinde divan başkanlığına dilekçe verdiğini, vekaletsiz verilen bir oy çıkarılsa dahi oylama sonucunun değişmeyeceğini, toplantıya katılanların sayısı 81 olduğu halde ikinci oylamada 82 kişinin oy kullandığının tutanağa yazıldığını, yeniden oylama yapılmasına muhalefet edenlerden bir kısmının toplantıyı terk etmesi nedeniyle 1/4 çoğunluğun kaybedildiğini, toplantı ve karar yeter sayısı olmadan alınan kabul kararının geçersiz olduğunu, kooperatifin su sayacı bağlanması konusunda para toplamasının Köy İçme Suları Hakkındaki Kanun’un 9, 10 ve 11 nci maddelerine aykırı olduğunu, genel kurulda bu konuda bir karar alınmamasına rağmen müvekkiline gönderilen genel kurul sonuç bildirgesinin 3, 4 ve 8. maddelerinde su sayacı bağlatarak abone olmayanlara ve suyu kesilenlere su verenlere 250 milyon lira ceza kesilmesine, tekrarı halinde suyun kesilmesine, mühür bozanlara da 250 milyon lira ceza verilmesine karar verildiğinin, 50 milyon lira aidat yanında yatırım için 50 milyon TL daha toplanacağının bildirildiğini, anılan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek bu kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacı tarafından 2 nci oylamanın yasaya aykırı olduğu hususunda tutanağa bir muhalefet şerhi konulmamış ise de divan başkanlığına itiraz mahiyetinde verdiği dilekçesinin muhalefet şerhi olarak kabul edilmesi gerektiği, genel olarak kooperatif üyeleri tarafından yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan dava açılması mümkün değilse de, genel kurul kararlarına dayanmayan ve üyeler aleyhine sonuç doğuran yönetim kurulu kararlarına karşı üyelerin dava açma hakkı bulunduğundan genel kurul sonuç bildirgesi adı altındaki yönetim kurulu kararlarına karşı davacının dava açılabileceği, gündemin 10 uncu maddesine ilişkin oylamaların yasa, ana sözleşmeye uygun bulunması ve aksinin davacı tarafından ispat edilememiş olması nedeniyle bu maddeye ilişkin talebinin reddi gerektiği, genel kurulda aidatların 100 milyon lira olarak benimsenmesi ve 3 nolu yönetim kurulu kararının genel kurul kararına dayanması karşısında bu kararın iptali isteminin de yersiz olduğu, ancak 13.05.2003 tarih ve 4 sayılı genel kurul sonuç bildirgesi adı altında üyelere gönderilen yönetim kurulu kararının 4 ve 8 nolu bentlerinde belirtilen abone olmayan ve suyu kesilenlere su verenlere, mühür bozanlara ceza verilmesine dair kararının, açıkça genel kurul gündemine alınıp oylanmamış olması ve üyeler aleyhine sonuç doğurması nedeniyle iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava konusu 11.05.2003 tarihli genel kurulun 12. gündem maddesinde 2003 yılı tahmini bütçesi görüşülüp onaylanmıştır. 17.08.2004 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tahmini bütçenin alt kısmında su saati bağlatarak abone olmayanlara veya suyu kesilen üyelere 250 milyon lira ceza uygulanacağı, ikinci kez tekrarında su veren üyenin de suyunun kesileceği, mühürleri bozanlara da 250 milyon lira ceza verileceği hususları yer aldığı ve bütçe genel kurulda kabul edildiği halde genel kurul kararına dayanmadığı gerekçesiyle yönetim kurulunun bu konulara ilişkin 4 ve 8. maddelerinin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA; ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/7906
K. 2010/5310
T. 3.5.2010
ABONE OLUNMADAN TÜKETİLEN ELEKTRİK (Parasının Ödetilmesi Amacıyla Başlatılan İcra Takibine İtirazın İptali – Kesilen Elektrik Enerjisini Davacının İzni Dışında Açarak Elektrik Enerjisi Tükettiği/Elektrik Enerjisi Bedelinden Müştereken ve Müteselsilen Sorumlu Olduğu)
MÜŞTEREK VE MÜTESELSİL SORUMLULUK (Abone Olunmadan Tüketilen Elektrik Parasının Ödetilmesi Amacıyla Yapılan Takip – Kesilen Elektrik Enerjisini Davacının İzni Dışında Açarak Elektrik Enerjisi Tükettiğinden Sorumlu Olduğu)
KESİLEN ELEKTRİK ENERJİSİNİ İZİNSİZ AÇMA (Abone Olunmadan Tüketilen Elektrik Parasının Ödetilmesi Amacıyla Başlatılan İcra Takibine İtirazın İptali – Kesilen Elektrik Enerjisini Davacının İzni Dışında Açarak Elektrik Enerjisi Tükettiği/Elektrik Enerjisi Bedelinden Müştereken ve Müteselsilen Sorumlu Olduğu)
2004/m.67
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği/m.13
ÖZET: Dava, abone olunmadan tüketilen elektrik parasının ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davalının davacı tarafça usulüne uygun olarak kesilen elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden ve davacının izni dışında açarak elektrik enerjisi tükettiği anlaşılmaktadır. Bu durumdan davalı kullanıcı olarak Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi gereğince elektrik enerjisi bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumludur.
DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, davalının usulsüz olarak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen elektrik bedelini ödememesi üzerine başlattıkları icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı ile müvekkili arasında abone sözleşmesi bulunmadığını, Elektrik Tarife Yönetmeliğinin 50/a maddesi gereğince elektrik bedelinden abonenin sorumlu olduğunu, sözleşme olmadığından haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de dava hakkının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin dava konusu adreste bulunduğu dönemde kullandığı elektrik bedelini ödemek istemesine rağmen davacının eski dönemlere ait borcun öncelikle ödenmesi gerektiğini bildirerek almadığını, sorumlu olsa dahi taşınmazı kullandığı 18.01.2006 ile 25.08.2006 tarihleri arasındaki kullanımdan sorumluluğunun bulunduğunu, ticari faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek davanın reddini, % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece toplanan delilere göre, davacı görevlilerince davalının işlettiği işyerinde yapılan kontrollerde abone olmadan elektrik kullanması sebebiyle tutanak düzenlendiği, tahakkuk eden elektrik borcunun davalı tarafça ödenmediği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 4.501.42.-TL.asıl alacak ve 506.41.-TL.faiz üzerinden yapılan takibe itirazın iptaline, takip tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak üzerinden % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, abone olunmadan tüketilen elektrik parasının ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davalının davacı tarafça usulüne uygun olarak kesilen elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden ve davacının izni dışında açarak elektrik enerjisi tükettiği anlaşılmaktadır. Bu durumdan davalı kullanıcı olarak Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi gereğince elektrik enerjisi bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, davalı dava konusu faturanın kapsadığı dönemin sadece bir bölümünde ( 18.01.2006 ile 25.08.2006 tarihleri arasında ) bu işyerinde kiracı olduğunu ve sorumlu tutulacak ise orada bulunduğu süreyle sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, bunun dışındaki kısımdan sorumluluğunun söz konusu olmadığını bildirdiğinden, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde yeterince araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/13456
K. 2005/8510
T. 19.7.2005
ABONE OLUNMADAN TÜKETİLEN ELEKTRİK PARASI ( İcra Takibine İtirazın İptali İstemi – Davalının Ödediğini İleri Sürüp Kanıtlayamaması/Ödemesi Gereği )
İTİRAZIN İPTALİ ( Abone Olunmadan Tüketilen Elektrik Parasının Ödetilmesi – Davalı Elektrik Tükettiğini Kabul Ettiğine Göre Bunun Bedelini Ödemesi Gereği )
ELEKTRİK TÜKETİM BEDELİ ( Abone Olunmadan Tüketilen – Davalı Elektrik Tükettiğini Kabul Ettiğine Göre Bunun Bedelini Ödemesi Gereği/İtirazın İptali İstemi )
4628/m. 1
2004/m. 67
ÖZET: Dava, abone olunmadan tüketilen elektrik parasının ödetilmesi amacıyla başlatılan İcra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında abone sözleşmesi bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktaysa da davalı, dava dışı 3. kişiye ait yerde kiracı olarak oturduğunu, elektrik parasını ödediğini ileri sürmüş ancak, kiracı olarak oturduğu dönemde kullandığı elektrik bedelini ödediğini kanıtlayamamıştır. Davalı, elektrik tükettiğini kabul ettiğine ve abone olmadan elektrik tükettiğine göre, bunun bedelini ödemelidir.
DAVA: Davacı K. Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili Avukat A. D. tarafından, davalı O. E. aleyhine 9.4.2003 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 2.12.2003 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, abone olunmadan tüketilen elektrik parasının ödetilmesi amacıyla başlatılan İcra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, taraflar arasında abone sözleşmesi ve davalıyı yükümlülük altında bırakacak bir hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında abone sözleşmesi bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktaysa da davalı, dava dışı 3. kişiye ait yerde kiracı olarak oturduğunu, elektrik parasını ödediğini ileri sürmüş ancak, kiracı olarak oturduğu dönemde kullandığı elektrik bedelini ödediğini kanıtlayamamıştır. Davalı, elektrik tükettiğini kabul ettiğine ve abone olmadan elektrik tükettiğine göre, bunun bedelini ödemelidir.
Yerel mahkemece, zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.7.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/13472
K. 2009/8303
T. 22.6.2009
MENFİ TESPİT DAVASI ( Yaz Döneminde Doğan Sulama İhtiyacına Bağlı Normal Kullanım Süresi İle Tüketim Miktarı Belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde Yer Alan Düzenlemeler Gözetilerek Zarar Kapsamının Belirlenmesi Gerektiği )
ZARAR KAPSAMI ( Menfi Tespit Davası – Yaz Döneminde Doğan Sulama İhtiyacına Bağlı Normal Kullanım Süresi İle Tüketim Miktarı Belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde Yer Alan Düzenlemeler Gözetilerek Belirlenmesi Gerektiği )
ABONE OLUNMAKSIZIN ENERJİ TÜKETİLMESİ (Normal Kullanım Süresi İle Tüketim Miktarı Belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde Yer Alan Düzenlemeler Gözetilerek Zarar Kapsamının Belirlenmesi Gerektiği)
KAÇAK ELEKTRİK KULLANILMASI ( Menfi Tespit Davası – Yaz Döneminde Doğan Sulama İhtiyacına Bağlı Normal Kullanım Süresi İle Tüketim Miktarı Belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde Yer Alan Düzenlemeler Gözetilerek Zarar Kapsamının Belirlenmesi Gerektiği )
2004/m.72
ÖZET: Dava, menfi tespit istemidir. Abone olunmaksızın enerji tüketildiği yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer yandan, konu ile ilgili olarak yapılan hazırlık soruşturmasında bilgilerine başvurulan tutanak düzenleyicilerin anlatımlarından, sayacın bozuk olduğu anlaşılmaktadır. Salt sayaçta yazılı değer esas alınmak suretiyle uyuşmazlık çözümlenemez. Şu durumda, davacının kaçak elektrik kullandığı bir olgu olarak kabul edilmeli; ancak, yaz döneminde doğan sulama ihtiyacına bağlı normal kullanım süresi ile tüketim miktarı belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler gözetilerek zarar kapsamı belirlenmelidir.
DAVA: Davacı N. A. vekili Avukat M. Z. İ. tarafından, davalı Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş aleyhine 30/10/2007 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/06/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, tarımsal sulama amaçlı trafo tesisi için idareye başvurduğunu, tesisin geçici kabulünün yapıldığını ancak, sulama ihtiyacı nedeniyle idarenin bilgisi ve izni dışında şalteri açılarak elektrik kullanıldığını, tüketimin de mühürlü sayaçtan geçirdiğini, bu durumun idare tarafından kaçak kullanım olarak nitelendirilerek dava konusu miktarın tahakkuk ettirildiğini, oysa kullanılan elektrik miktarının sayaç üzerinde yazılı olduğunu, buna göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek borçlu olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ise, abone olmadan elektrik tüketen davacının kaçak elektrik kullanan durumunda bulunduğunu belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda; tutanak düzenlendiği sırada sayaca ve sayaç mühürlerine yönelik bir eylem olmadığı, sayaç değerinin “0” olması nedeniyle de eksik tüketim bulunmadığı belirtilmiştir.
Abone olunmaksızın enerji tüketildiği yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer yandan, konu ile ilgili olarak yapılan hazırlık soruşturmasında bilgilerine başvurulan tutanak düzenleyicilerin anlatımlarından, sayacın bozuk olduğu anlaşılmaktadır. Salt sayaçta yazılı değer esas alınmak suretiyle uyuşmazlık çözümlenemez. Şu durumda, davacının kaçak elektrik kullandığı bir olgu olarak kabul edilmeli; ancak, yaz döneminde doğan sulama ihtiyacına bağlı normal kullanım süresi ile tüketim miktarı belirlenmeli ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler gözetilerek zarar kapsamı belirlenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 22.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/441
K. 2003/8307
T. 24.6.2003
TAZMİNAT DAVASI ( Haksız Fiil Nedeniyle )
İZİNSİZ YARARLANILAN ELEKTRİK TRAFOSU KULLANMA BEDELİNİN TAHSİLİ DAVASI ( Davacının Hak Sahibi Olduğu Elektrik Trafosundan İzinsiz Yararlanılması Nedeniyle Kullanma Bedelinin İstenmesi )
ABONE SÖZLEŞMESİ ( Abone Sözleşmesine Göre Hak Sahibinin Kim Olduğunun Tespit Edilmesinde Yerel Mahkemenin Hataya Düşmüş Olması )
KULLAMA BEDELİ (Hak Sahibinden İzinsiz Yararlanma Bedelinin Yerel Mahkemece Belirlenmemesinin Hukuka Aykırı Olması)
818/m.41
ÖZET: Her ne kadar abone sözleşmesinde ortakların isimleri geçmiyorsa da abonelik ve trafo yapımı ile ilgili yazışmalarda davacının da adının geçtiği ve trafoda hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu trafoda davacının da hak sahibi olduğu kabul edilerek işin esası incelenmeli ve o bölgedeki yerleşik uygulamalara göre davalının kullanımının karşılığı belirlenip davacının payına düşen miktara hükmedilmelidir.
DAVA: Davacı Ziya T. vekili Avukat Gül İmer tarafından, davalı Hilmi A. aleyhine 30/11/2000 gününde verilen dilekçe ile izinsiz yararlanılan elektrik trafosu kullanma bedelinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 28/11/2001 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24/6/2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı adına kimse gelmedi, karşı taraftan davalı vekili Avukat Yaşar Sarıgöl geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacının hak sahibi olduğu elektrik trafosundan izinsiz yararlanma bedeline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu trafo ile ilgili aboneliğin Cevat K. adına olduğu ve davacının hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Oysa ki, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden aboneliğin tek başına Cevat K. adına değil Cevat K. ve ortakları adına yapıldığı görülmektedir. Her ne kadar abone sözleşmesinde ortakların isimleri geçmiyorsa da abonelik ve trafo yapımı ile ilgili yazışmalarda davacının da adının geçtiği ve trafoda hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu trafoda davacının da hak sahibi olduğu kabul edilerek işin esası incelenmeli ve o bölgedeki yerleşik uygulamalara göre davalının kullanımının karşılığı belirlenip davacının payına düşen miktara hükmedilmelidir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan istek halinde geri verilmesine 24/6/2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/10471
K. 2010/6048
T. 13.5.2010
ABONE SÖZLEŞMESİ ( Davalı Sorumluluğun Kiracısına Ait Olduğunu Savunduğu – Davalının Abone Sözleşmesi İptal Edilmediğine Göre Kullanılan Elektrik Bedelinden Sorumlu Olduğu )
ELEKTRİK BEDELİNDEN SORUMLULUK ( Davalının Abone Sözleşmesi İptal Edilmediğine Göre Kullanılan Elektrik Bedelinden Sorumlu Olduğu – Mahkemece Davalı Abonenin Sorumluluğu Yönünden Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gerektiği )
BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( İtirazın İptali İstemi – Davalının Abone Sözleşmesi İptal Edilmediğine Göre Kullanılan Elektrik Bedelinden Sorumlu Olduğu/Mahkemece Davalı Abonenin Sorumluluğu Yönünden Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gerektiği )
2004/m.67
ÖZET: Davalı ile davacı arasında abone sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı sorumluluğun kiracısına ait olduğunu savunmuştur. Davalının abone sözleşmesi iptal edilmediğine göre kullanılan elektrik bedelinden sorumludur. Bu nedenle mahkemece davalı abonenin sorumluluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.
DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, davalı yanın kullandığı elektrik bedeline ilişkin tanzim olunan fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının, davacı kurum ile elektrik abone sözleşmesi yapmadığı gibi elektrik de kullanmadığı, bu nedenle davalının kullanılan elektrik bedelinden dolayı sorumlu tutulamayacağı, davalının icra takip dosyasındaki borçtan borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı ile davacı arasında 8.10.1996 tarihli abone sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı sorumluluğun kiracısına ait olduğunu savunmuştur. Davalının abone sözleşmesi iptal edilmediğine göre kullanılan elektrik bedelinden sorumludur. Bu nedenle mahkemece davalı abonenin sorumluluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine aykırı olarak yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2005/19-723
K. 2005/767
T. 28.12.2005
İTİRAZIN İPTALİ ( Abone Sözleşmesi – Davalının Sözleşme Gerekleri Uyarınca Kullanılan Akım Bedelinden Sorumlu Tutulması Gerekirken Kesin Kanıt Oluşturmayan Belgelerle Orayı Tahliye Ettiği Nedenine Dayanılarak Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
ABONE SÖZLEŞMESİ ( Davalının Sözleşme Gerekleri Uyarınca Kullanılan Akım Bedelinden Sorumlu Tutulması Gerekirken Kesin Kanıt Oluşturmayan Belgelerle Orayı Tahliye Ettiği Nedenine Dayanılarak Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
AKIM BEDELİ ( Abone Sözleşmesi – Davalının Sözleşme Gerekleri Uyarınca Kullanılan Akım Bedelinden Sorumlu Tutulması Gerekirken Kesin Kanıt Oluşturmayan Belgelerle Orayı Tahliye Ettiği Nedenine Dayanılarak Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
TAHLİYE ( İtirazın İptali – Davalının Sözleşme Gerekleri Uyarınca Kullanılan Akım Bedelinden Sorumlu Tutulması Gerekirken Kesin Kanıt Oluşturmayan Belgelerle Orayı Tahliye Ettiği Nedenine Dayanılarak Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
2004/m.67
ÖZET: Dava, itirazın iptali talebidir. Davalı, davacıyla abone sözleşmesi yapmış ve elektrik kullandığı yeri tahliye ettiğine ilişkin davacıya herhangi bir başvurusu bulunmamıştır. Bu durum karşısında sözleşme gerekleri uyarınca kullanılan akım bedelinden sorumlu tutulması gerekirken kesin kanıt oluşturmayan belgelerle orayı tahliye ettiği nedenine dayanılarak davanın reddedilmiş olması yanlıştır.
DAVA: Taraflar arasındaki “itirazın iptali“ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Isparta 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.05.2004 gün ve 2002/651 E. 2004/350 K. sayılı kararın incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 30.03.2005 gün ve 2004/9336 – 2005/3362 sayılı ilamı ile;
( … Davacı vekili, taraflar arasında abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı abonenin elektrik kullanımından kaynaklanan fatura kapsamındaki borçlarını ödememesi nedeniyle, aleyhine takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu yapılan fatura dönemlerinde müvekkili abonenin elektrik kullanımı olmadığını, işyerini tahliye ettiğini, böylece abonelik sözleşmesinin zımnen iptal olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, enerİi kullanımına konu olan yeri davalının tahliye etmesiyle abonelik sözleşmesinin zımnen ortadan kalktığı ve tüketimden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı, davacıyla abone sözleşmesi yapmış ve elektrik kullandığı yeri tahliye ettiğine ilişkin davacıya herhangi bir başvurusu bulunmamıştır. Bu durum karşısında sözleşme gerekleri uyarınca kullanılan akım bedelinden sorumlu tutulması gerekirken kesin kanıt oluşturmayan belgelerle orayı tahliye ettiği nedenine dayanılarak davanın reddedilmiş olması yanlıştır… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.12.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Yüksek Daire tarafından “davalı, davacıyla abone sözleşmesi yapmış ve elektrik kullandığı yeri tahliye ettiğine ilişkin davacıya her hangi bir başvurusu bulunmamıştır. Bu durum karşısında sözleşme gerekleri uyarınca akım bedelinden sorumlu tutulması gerekirken, kesin kanıt oluşturmayan belgelerle orayı tahliye ettiği nedenine dayanılarak davanın reddedilmiş olması yanlıştır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Davacı idare aboneliğin sona erdirilmediği nedenine dayanarak davalının sorumlu bulunduğunu iddia etmektedir. Mensupları bulunduğumuz 13. Hukuk Dairesinin sapma göstermeyen İçtihat ve uygulamaları, benzer şekilde abonelik sözleşmesinin ayakta tutulduğu, sözleşmenin sona erdirilmediği hallerde kullanıcının başkası olması durumunda dahi sözleşmenin tarafı olan abonenin kullanıcıyla birlikte sorumlu olacağı şeklindedir. Ancak somut olayda Yargıtay Yüksek 19. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesindeki tahliye olgusunun kesin delillerle kanıtlanamadığına ilişkin görüşüne, dosyadaki mevcut işin terkinine dair 27.7.1985 tarihli belge, muhtarlıkça düzenlenen 1985 yılından 2001 yılına kadar o yerde Ahmet Boytekin adlı kişinin oturduğuna ilişkin belge ve davalının 26.2.1996 tarihinden beri DSİ 2. Bölge Müdürlüğünde çalıştığına ilişkin kurum yazıları karşısında, katılmamız mümkün değildir. Kaldı ki iş yeri olan bu yerde, 13.1.1999 ile 5.5.2002 tarihleri arasında uzun bir süre elektriğin kesik olduğu, davacı idareye ait tüketim dökümünden de anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, davacı kuruma 7.5.2002 tarihli başvurusunda “davaya konu tüketimin yapıldığı yerin anaokulu olarak 20 yıl önce işletildiği, işletmeyi sürdüremedikleri için bütün işlemleri Maliye, Belediye ve TEDAŞ da kapattıklarını” bildirmiştir. Davacı kurum, abone sözleşmesini dosyaya ibraz edememiştir.
Davacı kurumca davalının sorumlu olması nedeni sadece, başlangıçtaki Belediye ile abonelik sözleşmesinin varlığının davalı tarafın kabulüne dayanmaktadır. Oysa davalı taraf bu ilişkisinin 31.1.1985 tarihinde bittiğini de söylemiş ve bunu 27.7.1985 tarihli belge ile kanıtlamıştır. Elektrik bedelinin uzunca bir süre ödenmemesi karşısında dahi hareketsiz kalan davacı kurumun aradan 17 yıl geçtikten sonra ibraz dahi edilemeyen sözleşmenin feshedildiğinin davalı tarafça ispatını istemesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Bu sebeplerle somut olayın özelliğine göre sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. Davanın reddine ilişkin mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyoruz. davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/10977
K. 2010/8694
T. 8.7.2010
İTİRAZIN İPTALİ ( Davalı Abonenin Sözleşmenin Tarafı Olmakla ve Abone Sözleşmesini İptal Ettirmediğinden Gerek Kaçak Kullanım Gerekse Normal Kullanımdan Kaynaklanan Borçtan Sorumlu Olduğu ve Ancak Kaçak Kullanım Haksız Fiil Niteliğinde Olduğu – Bu Miktara Gecikme Zammı ve Gecikme Zammı KDV.si İstenemeyeceği )
HAKSIZ FİİL NİTELİĞİNDEKİ KAÇAK KULLANIM ( Gerekse Normal Kullanımdan Kaynaklanan Borçtan Sorumlu Olduğu ve Ancak Kaçak Kullanım Haksız Fiil Niteliğinde Olduğu – Bu Miktara Gecikme Zammı ve Gecikme Zammı KDV.si İstenemeyeceği )
ABONE SÖZLEŞMESİ ( İptal Ettirmediğinden Gerek Kaçak Kullanım Gerekse Normal Kullanımdan Kaynaklanan Borçtan Sorumlu Olduğu ve Ancak Kaçak Kullanım Haksız Fiil Niteliğinde Olduğu – Bu Miktara Gecikme Zammı ve Gecikme Zammı KDV.si İstenemeyeceği
2004/m.67
ÖZET: Dava, itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi ek raporuna göre, davalı Ltd. Şti. nin … tarihi sonrası faaliyete başladığından, bu tarihten sonraki borçtan sorumlu olup, toplam borcunun … YTL. olduğu, diğer davalı abonenin sözleşmenin tarafı olmakla ve abone sözleşmesini iptal ettirmediğinden gerek kaçak kullanım, gerekse normal kullanımdan kaynaklanan borçtan sorumlu olduğu, ancak kaçak kullanım, haksız fiil niteliğinde olduğundan, bu miktara gecikme zammı ve gecikme zammı KDV.si istenemeyeceği, kaçak kullanım tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükümün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, 108485 numaralı aboneliğin ödenmeyen su kullanım faturalarından ve kaçak kullanım faturasından kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı A… S…-Tur Ltd. Şti. vekili cevabında, müvekkili şirketin 22.4.2003 tarihinden beri davaya konu adreste faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla anılan tarihten itibaren su faturalarından sorumlu olup, önceki faturalardan sorumlu olamayacağını, bu döneme ilişkin borçla ilgili icra dosyasına ödeme taahhüdünde bulunduklarını, buna rağmen davacının kötüniyetle dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi ek raporuna göre, davalı A… S…-Tur Ltd. Şti. nin 22.4.2003 tarihi sonrası faaliyete başladığından, bu tarihten sonraki borçtan sorumlu olup, toplam borcunun 5.222.44.-YTL. olduğu, diğer davalı abonenin sözleşmenin tarafı olmakla ve abone sözleşmesini iptal ettirmediğinden gerek kaçak kullanım, gerekse normal kullanımdan kaynaklanan borçtan sorumlu olduğu, ancak kaçak kullanım, haksız fiil niteliğinde olduğundan, bu miktara gecikme zammı ve gecikme zammı KDV.si istenemeyeceği, kaçak kullanım tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümün ONANMASINA, fazla yatırılan peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 8.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
E. 2007/14840
K. 2007/17144
T. 17.12.2007
ELEKTRİK HIRSIZLIĞI ( Sanığın Suç Tarihinden Önce Abone Sözleşmesi Olup Olmadığı Tutanak Tarihinden Önce Ödemesi Olup Olmadığı Tahakkuk Ettirilen Cezaya İtiraz Edip Etmediğinin Araştırılması Gerektiği )
ABONE SÖZLEŞMESİ ( Sanığın Suç Tarihinden Önce Abone Sözleşmesi Olup Olmadığı Tutanak Tarihinden Önce Ödemesi Olup Olmadığı Tahakkuk Ettirilen Cezaya İtiraz Edip Etmediğinin Araştırılması Gerektiği – Elektrik Hırsızlığı )
KARŞILIKSIZ YARARLANMA KASTI ( Kurulu Güce Göre Kullanılması Gereken Tüketim İle Sayacın Gösterdiği Tüketim Karşılaştırılarak Kaçak Kullanım ve Karşılıksız Yararlanma Kastı Araştırılıp Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )
5237/m.142
ÖZET: Sanığın suç tarihinden önce abone sözleşmesi olup olmadığı, tutanak tarihinden önce ödemesi olup olmadığı, tahakkuk ettirilen cezaya itiraz edip etmediği, etmiş ise sonucu, mühürsüz sayacı hangi tarihten itibaren kullandığı, kurulu güce göre kullanılması gereken tüketim ile sayacın gösterdiği tüketim karşılaştırılarak kaçak kullanım ve karşılıksız yararlanma kastı araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
DAVA: Hırsızlık suçundan sanık Tuğba’nın yapılan yargılaması sonucunda; beraatine dair ( Fatih Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi )’nden verilen 14.12.2005 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay C.Başsavcılığı’nın 20.09.2007 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
KARAR: BEDAŞ’a kaydı bulunmayan mühürsüz sayaçtan geçirerek elektrik kullandığı iddiası ile katılan kurum görevlileri tarafından hakkında suç tutanağı düzenlenen sanığın savunmasında, işyerini 2 yıl önce açtığını, katılan kurum ile yasal sözleşme yaptığını ve kurum görevlilerinin kendisine bir sayaç vererek bağlatmasını ve en kısa zamanda başka görevlilerin gelerek mühürleyeceğini söylediklerini, kendisinin sayacı elektrikçiye bağlattığını, ancak mühürlemek için suç tarihine kadar gelmediklerini, suç tarihinde bir görevlinin geldiğini, sayaca baktığını, mühürlemeden gittiğini, bir süre sonra kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle ceza geldiğini, cezaya itiraz ettiğini ve itirazı kabul edilerek, kullanılan elektriğin normal olduğunun kendisine bildirildiğini beyan etmesi karşısında, sanığın suç tarihinden önce abone sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, mühürsüz sayacın kaydettiği elektriğin bedelinden dolayı tutanak tarihinden önce yapılmış ödemelerin olup olmadığı, kaçak elektrik kullanmaktan dolayı tahakkuk ettirilen cezaya itiraz edip etmediği ve itiraz etmiş ise sonucunun ne olduğu katılan kurumdan sorulup, kaydı bulunmayan mühürsüz sayacı hangi tarihte takarak elektrik kullanmaya başladığı açıkça saptanıp, elektrik kullanılmaya başladığı tarih ile suç tutanağının düzenlendiği tarih arasında, kurulu güce göre kullanılması gereken elektrik miktarı ile sayacın gösterdiği tüketim miktarı karşılaştırılarak, kaçak kullanım bulunup bulunmadığı ve karşılıksız yararlanma kastı ile davranılıp davranılmadığı araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, bu araştırmalar yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde berat hükmü kurulması,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA , 17.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/3346
K. 2005/3340
T. 25.10.2005
TACİR YA DA TACİR SAYILAN TARAFLAR ARASINDA HAKSIZ EYLEM ( Borçlu Olmadığının Tespiti – Davacı Tarafın Davalı Taraf İle Düzenlediği Abone Sözleşmesinin Düzenlendiği Gün İle Davaya Konu Yapılan Borcun Doğum Günü Dikkate Alınması Gereği )
ABONE SÖZLEŞMESİ (Tacir ya da Tacir Sayılan Taraflar Arasında Haksız Eylem – Davacı Tarafın Davalı Taraf İle Düzenlediği Abone Sözleşmesinin Düzenlendiği Gün İle Davaya Konu Yapılan Borcun Doğum Gününün Dikkate Alınması Gereği)
MENFİ TESPİT DAVASI ( Tacir Sayılan Taraflar Arasında Haksız Eylem – Davacı Tarafın Davalı Taraf İle Düzenlediği Abone Sözleşmesinin Düzenlendiği Gün İle Davaya Konu Yapılan Borcun Doğum Gününün Dikkate Alınması Gereği )
KANITLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ( Davalıya Ait Olup Olmadığı Gözönüne Alınarak Bundan Sonra Maddi Olay Açıklığa Kavuşturulduktan Sonra Taraflardan Konuya İlişkin Delilleri Sorulması Gereği )
2004/m.72
1086/m.213,230
ÖZET: Dava tacir ya da tacir sayılan taraflar arasında haksız eylemden kaynaklanan alacaktan dolayı davacının borçlu olmadığının tesbitine ilişkin menfi tesbit davası niteliğindedir. Davacı tarafın davalı taraf ile düzenlediği abone sözleşmesinin düzenlendiği gün ile davaya konu yapılan borcun doğum günü dikkate alınmalı, bu arada davanın olumsuz menfi tespit davası olduğu düşünülmeli, ayrıca somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait olup olmadığı gözönüne alınmalı, bundan sonra maddi olay açıklığa kavuşturulduktan sonra taraflardan konuya ilişkin delilleri sorulup saptanmalıdır.
DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü.
KARAR: Davacı Cemalettin Yüzer, kaçak elektrik kullandığı iddiası ile hakkında düzenlenen 24.6.2003 günlü 1.472.241.000 TL tutarındaki fatura bedelinden dolayı borçlu olmadığının tespitine sözü edilen faturanın iptaline karar verilmesi istemi ile davalı TEDAŞ Bitlis İl Müessese Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle tacir yada tacir sayılan taraflar arasında haksız eylemden kaynaklanan alacaktan dolayı davacının borçlu olmadığının tesbitine ilişkin menfi tesbit davası niteliğindedir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş isede, saptanan dava niteliği dikkate alındığında yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle usulün 213. maddesi hükmü uyarınca taraflara iddia ve savunmaları açıklattırılmalı, ya da usulün 230. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca, davacı taraf isticvap edilmeli, özellikle davacı tarafın davalı taraf ile düzenlediği abone sözleşmesinin düzenlendiği gün ile davaya konu yapılan borcun doğum günü dikkate alınmalı, bu arada davanın olumsuz menfi tespit davası olduğu düşünülmeli, ayrıca somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait olup olmadığı gözönüne alınmalı, bundan sonra maddi olay açıklığa kavuşturulduktan sonra taraflardan konuya ilişkin delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, dava dilekçesi içeriği dikkate alınarak gerektiğinde 24.6.2003 tanzim tarihli fatura içeriği esas alınarak konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgisine iadesine, 25.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Tüketici Hukuku & Hakları” sayfasına dön