1. Hukuk Dairesi 2016/301 E. , 2018/15837 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, 1148 ada 118 parsel sayılı taşınmazındaki payları için ...... Uzunal ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme gereği yapılacak işlemler ve bu parselin bitişiğindeki 147 parsel sayılı taşınmazdaki paylarının da ifraz işlemlerinin yapılması için davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, vekilin 147 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını muvazaalı bir şekilde ...’a temlik ettiğini, ... ...... ‘nin de davalı ......... Tic. Ltd. Şti.’ne devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, vekilin vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde uğradığı zararların tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ...... ve ... ......, davacı ile babaları ...... arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmesi için dava konusu payın babalarına verilmesi hususunda anlaşıldığını, davacının bilgisi ve talimatı doğrultusunda işlem yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ......Şti. dava konusu payı satın aldıklarını, taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu taşınmazın satışa çıkarılarak diğer paydaşların paylarını da satın aldıklarını, iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan devir işlemlerinde usulsüzlük bulunmadığı ve iddianın haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacı ...'ın, ... ......liği'nin 16.05.2007 tarih ve ...... nolu vekaletnamesi ile davalı ...'ı 147 parsel sayılı taşınmazdaki payları ile ilgili işlemler yapması ve satışı için vekil tayin ettiği, ...'ın taşınmazdaki paylarını 01.02.2008 tarihinde 2165 yevmiye nolu işlem ile davalı ......Şti'ne satış suretiyle temlik ettiği, davacının taşınmazdaki paylarının vekil ...... tarafından davalı ...'a temlik edildiğine ve ... tarafından da diğer davalı ......'ye temlikine dair resmi senetlerin dosya içerisinde olmadığı anlaşılmaktadır.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) 390.) maddesinde aynen 'Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.' hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK'nin 504/1). Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince davacının iddiasının yukarıdaki ilkeler çerçevesinde tanık delili ve bildirilen diğer delillerle birlikte kanıtlanabileceği, ancak davacı ve davalıların delil listesinde tanık deliline dayanarak isimlerini de bildirmelerine rağmen mahkemece tanıklar dinlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacının ... ......liğinin 16.05.2007 tarihli ......li vekaletname ile vekil tayin ettiği davalı ...'ın vekil sıfatıyla yaptığı temliğe ilişkin dosyada herhangi bir belge de yoktur.
Hâl böyle oluncadava konusu taşınmazdaki davacının payı bakımından yapılan tüm devirlere ilişkin resmi senetlerin tapu müdürlüğünden temini ile temlik tarihleri itibariyle taşınmazdaki davacıya ait payların gerçek satış bedelinin keşfen belirlenmesi ve bunun akit değerleri ile karşılaştırılması, taraf tanıklarının tümü dinlenerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek iddia ve savunma üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi 2016/301 E. , 2018/15837 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 21 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 13 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 18 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 19 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 69 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 17 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 16 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat