7. Hukuk Dairesi 2015/36303 E. , 2016/1464 K.
'İçtihat Metni'
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından TİS hükümlerine uyulmaksızın haklı ve geçerli neden olmadan ve gerçek olan olaylar saptırılarak fesih nedeni oluşturulmaya çalışıldığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş akdinin doğruluk bağlılık ve özen borcuna uygun olmayan, şirket kuralları ile yasaya aykırı eylemleri nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan delillerden davacının davalı yanında işe başlatmak vaadiyle menfaat temin ettiği bu haliyle de işverenin İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi uyarınca iş aktinin fesihte haklı olduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
AİHM'ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, yargılama makamlarının işlemlerinin çelişkili bulunmaması gerekmektedir. Yani mahkemece, adaletin görünür kılınmasını sağlayacak usul ve esaslara uyulurken, taraflarda farklı anlamlandırılabilecek işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Örneğin, taraflara tebliğ edilen davetiyelerde kesin süre verilmesine rağmen kesin süre sona ermeden karar verilmesi gibi...
Somut olayda mahkemece, tensip zaptının 9 nolu ara kararı ile ön incelemede yargılamaya devam edilmesine karar verilmesi halinde ön inceleme duruşmasının sonunda ya da daha sonra tahkikat duruşması için taraflara duruşma günü verilmesine karar verildiği, sonrasında 04.05.2015 tarihinde ön inceleme tutanağı oluşturularak ön inceleme duruşmasının 25.06.2015 tarihinde yapılmasına karar verildiği, 25.06.2015 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında davalı gelmediği halde tarafların sulhe teşvik edildiği, davacının sulh olmamız mümkün değildir, delillerimiz toplansın beyanı üzerine de ön inceleme ve tahkikat duruşmasının birleştirilmesine Mahkemece karar verildiği ve davacının delillerini ibraz edeceğini belirtmesine rağmen yargılamanın sona erdirildiği davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak gerek HMK'nun 140/5 ve gerekse 145.maddeleri ile basit yargılamayı düzenleyen 316.vd maddeleri uyarınca somut olayda davacının tanık bildirmek için süre talebinin yargılamayı uzatmaya matuf olmadığı, kaldı ki süresi içinde gider avansının da yatırılmış olduğu, basit yargılama usulünde ön inceleme duruşması ile tahkikat aşamasının birleşebilmesinin tek başına tensip zaptında tanık isim ve adreslerinin bildirilmesi için kesin süre verilmesini gerektirmeyeceği, ön inceleme duruşmasında tarafların üzerinde uzlaştıkları veya uzlaşamadıkları hususların tespiti ile uzlaşılamayan hususların tespit edilmesi üzerine tarafların uzlaşılamayan bu konularda dinlenilmek üzere tanıklarını bildirmelerinin mümkün olabileceği, buna rağmen mahkemece henüz davacı ve davalının hangi konularda uzlaştıkları ya da uzlaşamadıkları tespit edilmeksizin kesin süre ile öncesinde tanıkların bildirilmesinin istenilmesi savunma hakkını kısıtlayacak mahiyettedir.
Yapılacak iş, tarafların uzlaştıkları ve uzlaşamadıkları hususlar ön inceleme duruşmasında belirlenmeli, uzlaşılamayan hususlarda dinlenilmek üzere taraflara tanıkların isim ve adreslerini bildirmeleri- tarafların dava ve cevap dilekçesinde tanıkları bildirmeleri de her zaman mümkündür- için süre verilmeli, ya da tanıkların hazır edilmesi halinde tahkikat aşamasına geçileceği zapta geçirilip tanıkların dinlenmesi gerekmektedir. Ayrıca İşyerinde uygulanan TİS hükümleri ile davacıyla yapılan 10.03.2015 tarihli protokol ibraname başlıklı belgede 4-f bendinde davacıya kıdem tazminatı ödendiğine dair ibare bulunmakta olup bu konuda ödeme belgesi varsa ibrazı ve haklı fesih ile kıdem ödemesinin çelişkili olduğu da gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ortaya çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.01.2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
7. Hukuk Dairesi 2015/36303 E. , 2016/1464 K.
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 19 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen İctihat
-
- 0 Cevaplar
- 21 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 13 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 9 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 4 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 15 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 30 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 14 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat
-
- 0 Cevaplar
- 10 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Ictihat