1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

8. Hukuk Dairesi 2019/4683 E. , 2019/9212 K.

Gönderilme zamanı: 18 Kas 2021, 20:30
gönderen İctihat
8. Hukuk Dairesi 2019/4683 E. , 2019/9212 K.

'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, üçüncü kişi adına haciz sırasında hazır bulunan borçlunun kardeşinin istihkak iddiasında bulunduğunu, üçüncü kişinin vergi levhasındaki adres ile haciz adresi arasında çelişki olduğunu, borçlunun müvekkiline gönderdiği ihtarname aslının haciz mahallinde bulunduğunu belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin borçluya ait olmadığını, borçlunun haciz mahallinde bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, üçüncü kişi, borçlunun eşi olmakla birlikte borçlu ile üçüncü kişinin aynı işi yaptıkları ve beraber faaliyet gösterdikleri konusunda hiç bir somut delil sunulamadığı, yalnızca karı-koca ilişkisinin istihkak iddialarını kabule tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili ile davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 28.07.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunan Adem Topraklı’nın borçlunun kardeşi olduğu, anılan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. O halde davacı alacaklının, İİK’nin 99.maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca istihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.( İİK’nin mad. 97/ 15.)
Somut olayda, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde dosyanın esastan incelenerek, İİK’nin 97/15. maddesinde aranan yasal şartlar oluşmaması nedeni ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin Geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle hüküm fıkrasının tazminata ilişkin 2. bendinin hükümden çıkartılmasına, hüküm fıkrasının 1. bendindeki ‘’ İstihkak iddiasına ilişkin itirazın reddi ile istihkak iddia edilen mallara ilişkin takibin devamına’’ ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, “6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine’’ ibaresinin eklenmesine bu bölümlerin düzeltilen bu şekli ile, gerekçesinin ise yukarıda gösterilen sebeple düzeltilen şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.