7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun; "Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır". Tüzel kişilerin adreslerinin ara statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmi kayıtlarda belirli olması sebebi ile meçhul olması söz konusu değildir.
Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Dairemizin içtihatlarına göre de kural olarak; şirketin ticaret sicil adresine gönderilen tebligatın; "muhatabın tanınmadığı" şerhi ile iade edilmesi üzerine bu tebligat esas alınarak TK'nın 35/4. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığının kabulü gerekir. Söz konusu içtihatlarımızla sağlanmak istenen amaç, muhatabın hiçbir suretle faaliyet göstermediği, bağlantısının olmadığı bir adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine TK'nın 35. maddesi uyarınca tebligat yapılması halinde oluşacak mağduriyetin önlenmesidir.
Somut uyuşmazlıkta; ödeme emrinin borçlu şirketin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olan “...... Tepebaşı/Eskişehir” adresine tebliğe çıktığı ve “tanınmıyor” şerhiyle 27.10.2020 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, sonrasında aynı adrese gönderilen ödeme emrinin, 02.11.2022 tarihinde TK'nın 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında; borçlu şirket tarafından, tebligat yapılan adresin kullanıldığına dair bir iddia ileri sürülmediği gerekçesiyle tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu sonucuna varılmış ise de; Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarih ve 2023/294 E.-2023/749 K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. Hâl böyle olunca, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik’te öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı açıklama mücerret olup, belgelendirilmiş sayılmaz.
Bu tespitler karşısında; Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu şirket adına çıkarılan ve “tanınmıyor” şerhiyle bila tebliğ iade edilen tebligat üzerine TK’nın 35. maddesi gereğince yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunun kabulü ile TK’nın 32. maddesi gereğince tespit edilecek öğrenme tarihine göre imza itirazının süresinde olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 12. HD. T:16.01.2025, E:2024/6154, K:2025/255).
*********
Şikayetçi borçlu şirketin ticaret sicil adresine TK'nın 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, bu adrese gönderilen tebligatın, adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilmesi zorunludur. Şikayete konu tebligat tarihinden önce, borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılıp tebliğ edilmeden iade edilen tebligatın; "muhatap tanınmıyor" şerhi ile iadesi usulsüz olup, bu tebligat esas alınarak TK'nun 35/4. maddesine göre yapılan tebligat usulüne uygun değildir.
İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline) tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde, İlk Derece Mahkemesi’nce, borçlu şirkete yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce de başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 12. HD. T:20.11.2024, E:2024/4898, K:2024/9637).
*********
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun; "Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır." Tüzel kişilerin adreslerinin ara statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmi kayıtlarda belirli olması sebebi ile meçhul olması söz konusu değildir.
Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Somut olayda, borçlu şirketin ticaret sicil adresine gönderilen ödeme emri tebligatının "Gösterilen adrese gidildi. Komşusu R. Cırdı'nın sözlü beyanına göre muhatap ismen tanınmadığından mercine iade'' şeklindeki şerh ile iade edildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce, iade edilen tebligatla aynı adres olan, borçlunun ticaret sicili adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre yerleşik içtihatlarımız nazara alındığında, TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapılmasına esas alınan iade tebligatın "muhatap ismen tanınmıyor" şerhi ile iadesi sebebiyle yapılan tebligat işlemi usulüne uygun değildir (Yargıtay 12. HD. T:23.05.2024, E:2023/9260, K:2024/5287).
*********
Borçlu şirkete gönderilen satış ilanı tebligatının “..adreste tanınmıyor” şerhiyle iade edildiği, bu tebliğ işlemi dikkate alınarak satış ilanı ve kıymet takdir raporunun TK 35. maddeye göre tebliğ edildiği, borçlu şirketin ticaret sicil adresine TK'nın 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, bu adrese gönderilen tebligatın, adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilmesinin zorunlu olduğu gözönüne alındığında iade edilen tebligatın; “..adreste tanınmıyor” şerhi ile iadesinin usulsüz olduğu ve bu tebligat esas alınarak TK'nın 35/4. maddesine göre yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi saptaması isabetli olmakla birlikte yukarıda izah edildiği üzere değişen içtihadımız gereğince muhammen bedelin üzerinde satış olması halinde dahi bu hususun fesih sebebi olarak nazara alınması gerektiği nedenle 312 Ada 505 Parselde kayıtlı 19 numaralı bağımsız bölüm yönünden de ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 12. HD. T:23.01.2024. E:2023/9578, K:2024/701).
********
Davacı/borçlu şirketin ticaret sicil adresine TK'nun 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, bu adrese gönderilen tebligatın, adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilmesi zorunlu olduğu halde, şikayete konu ödeme emri tebliğ tarihinden önce, borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılıp tebliğ edilmeden iade edilen tebligatın tanınmadığından bahisle iadesi usulsüz olduğundan, bu tebligat esas alınarak TK'nın 35/4. maddesine göre yapılan ödeme emri tebligatı da usulüne uygun değildir.
İlk derece mahkemesince TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için gerekli koşullar kararda gösterilmiş, borçlu şirketin adresten taşınması veya adresin kapalı olması nedeni ile tebligatın yapılamamış olması gerektiği gerekçede belirtilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde tebliğ tarihi itibarıyla borçlu şirketin sicilde kayıtlı adresinin değiştiği, dolayısıyla eski adrese yapılan tebliğin bu yönden de usulsüz olduğu sonucuna varmış ise de sözkonusu gerekçenin TTK'nın 36/1. maddesine aykırı olması tebliğin usulüne uygun olması sonucunu doğurmamaktadır. Zira az yukarıda belirtildiği üzere, borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılan tebligatın tanınmadığından bahisle iadesi usulsüz olduğundan, bu tebligat esas alınarak TK'nun 35/4. maddesine göre yapılan 17.08.2021 tarihli ödeme emri tebligatı da usulsüzdür (İstanbul BAM 23. HD. T:26/12/2022, E:2021/3814, K:2022/3147, Yargıtay 12. HD. T:24.01.2024, E:2023/3855, K:2024/761).
Tebligatın "adreste tanınmıyor” şerhi ile iadesinin usulsüz olduğu
- Hepsihukuk
- Mesaj Panosu Yöneticisi
- Mesajlar: 2248
- Kayıt: 28 Mar 2021, 13:29
- İletişim:
-
- Benzer Konular
- Cevaplar
- Görüntüleme
- Son mesaj
-
- 0 Cevaplar
- 521 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 484 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 3370 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 862 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 3392 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 693 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 543 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 816 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 6031 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk
-
- 0 Cevaplar
- 1102 Görüntüleme
-
Son mesaj gönderen Hepsihukuk